(818 S. K. m.19)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.11.2002 tarih ve 2002/756 - 2002/1174 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.11.2003 günde davacı avukatı Ayla Doğan gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı banka arasında imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin 7 yıl süre ile ayda 100 DM ödemesi karşılığında müvekkiline emeklilik geliri bağlanmasının kararlaştırıldığını, bağlanan gelirin günün koşullarına göre düşük kaldığını ileri sürerek, davacıya bağlanan emeklilik aylığının 365.000.000.-TL.na yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ödenen aylığın şartlar gerektirdiğinde artırıldığını, sözleşmenin uyarlanması koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, davalı bankanın 13.05.2002 dava tarihinden itibaren davacıya her ay 281.594.556.-TL ödemesi gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, taraflar arasındaki uyuşmazlık özel hukuk alanında düzenlenen Gurbet Geliri Sözleşmesi ile davacıya bağlanan aylık gelirin uyarlanması isteminden kaynaklanmaktadır.
Sözleşme serbestisinin geçerli olduğu hukuk sistemlerinde, sözleşmeye aynen uyulması ( Pacta Sund Servanda ) ilkesi hakim olup, ancak sözleşmenin düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan durum ve koşullardaki olağanüstü değişiklikler nedeniyle tarafların sözleşme ile yükümlendikleri edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulmuş olması gibi genel ve objektif koşulların gerçekleşmiş olması halinde hakimin sözleşmeye müdahalesi ile ( Clausula Rebus Sic Stantibus ) sözleşmenin yeni koşullara uydurulması imkanı doğabilecektir.
Dava konusu olayda ise, davalı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin 01.01.1994 tarihinde yenilendiğini, tarafların zımnen sözleşmeyi yeni koşullara uyarladıklarını savunmuştur. Bu durumda taraflarca sözleşmenin zımnen uyarlanması ile taraflar arasındaki sözleşmenin bir kısım hükümleri değişmiş olması ve yeni hükümler bakımından yine yukarıda değinilen koşulların gerçekleşmiş olması halinde ancak yeni bir uyarlama davası açılabilmesi mümkündür. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek somut olayda en son uyarlamanın ne zaman yapıldığı, bundan sonra yeni uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy