(2918 s. KTK m. 104, 107)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.12.2002 tarih ve 1999/393-2002/640 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş (...) olmakta (...) gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacılar vekili, davalıya Trafik ZMSS Poliçesi ile sigortalı aracın, müvekkilleri murisinin aracıyla çarpışması sonucu murisin öldüğünü ileri sürerek, destek tazminatı olarak 3.000.000.000 liranın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigortacı vekili, Poliçe Genel şartlarının 3/h ve 3/j bentleri gereğince, talebin teminat dışı kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, Poliçe Genel şartlarının 3/h ve 3/j bentleri uyarınca talebin teminat dışı kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız eylemden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatının trafik sigortacısından tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, Trafik ZMSS Genel şartları'nın 2918 sayılı KTK'nun 104. ve 107. madde hükümlerine paralel düzenleme içeren, 3/h ve 3/j bent hükümleri koşullarının oluşup oluşmadığı, diğer anlatımla davalı trafik sigortacısının somut olayda sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davalıya Trafik ZMSS Poliçesi ile sigortalı aracın çalınmasından veya tamirhaneye bırakılmasından sonra rizikonun oluştuğuna ilişkin kesin bir saptama yapılmasına gerek duymayan mahkeme, her iki olasılıkta da davalının Genel şartlar uyarınca sorumlu tutulamayacağı sonucuna vararak, davayı reddetmiştir.
Oysa, 2918 sayılı KTK'nun 104. madde hükmü uyarınca tamircinin gerçek işleten malik yerine sorumlu tutulabilmesi için, araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin bir biçimde bu yere, yani tamirhaneye geçtiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Bunun için de, bu maddede aranan koşulların somut olay bakımından irdelenmesi zorunludur. Aracın sorumsuz kişilerin ellere geçmesini önleyebilecek şekilde az veya çok organize olmuş bir teşebbüse, uzun süreli tamir için bırakılmış olması gibi, önceden sıralanıp sayılması mümkün olmayan, ancak sonuca etkili olabilecek nitelikte olgu veya olguların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı ve madde koşullarının oluştuğuna kesin kanaat getirilmelidir.
Öte yandan, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, 2918 sayılı KTK.nun 107. maddesi uyarınca, işletenin sorumluluktan kurtulabilmesi için aracın sadece çalındığının kanıtlaması yetmemekte, bununla birlikte çalmanın önlenmesi bakımından olağan, makul, uygulanabilir türden gerekli tüm önlemleri yerine getirdiği halde, çalmanın önüne geçemediğini de kanıtlaması gerekmektedir.
O halde, rizikonun teminat dışı kaldığım kanıt yükünün davalıda olduğu da gözetilerek, somut olayda davalının hangi nedenle sorumlu tutulamayacağı kesin olarak saptanmak, davalının savunması ve kanıtları yukarıda yapılan açıklamalar ışığında ele alınmak, davalının hukuki durumu bu çerçevede değerlendirilmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile yetinilerek, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy