(1163 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.12.2002 tarih ve 2002/265 - 2002/531 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.11.2003 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmamasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, hakkındaki haksız ihraç kararını iptal ettiren müvekkiline davalı kooperatifçe konut tahsis edilmediğini ileri sürerek, daire değeri ( 50.000.000.000 ) TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kooperatif kayıtlarına, ilgili dava dosyalarına, yapılan keşfe ve bilirkişi raporuna dayanılarak, hakkındaki ortaklıktan ihraç kararını iptal ettiren davacının proje değişikliği sonucu daire teslim edilememesinden doğan ifa imkansızlığı nedeniyle tazminat isteyebileceği, proje değişikliğinin yapıldığı tarihteki daire değerinin ( 29.329.316.956 ) TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemece, davacının ortaklıktan ihraç kararının iptali ile ilgili olarak önceden açılan ve kabulle sonuçlanan davada, davacının davalı kooperatife borçlu olmadığının saptandığı gerekçesiyle davalı tarafından aksi yöndeki iddia ve istemle açılan alacak davası sonucunun beklenmesinin gerekmediği yönünde gösterdiği gerekçe yerinde değildir.
Değinilen Trabzon Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nin 1995/152 - 285 sayılı kesinleşmiş ilamı ile davacının 1992 yılında ( 120.000.000 ) TL ödeyerek davalı kooperatife ortak olduğu, buna rağmen ödemesinin ( 25.000.000 ) TL olarak gösterilerek ( 59.100.000 ) TL borcunu ödemediğinden bahisle ihracının yerinde olmadığı, yaptığı ödemenin ihraç nedeni meblağı içerdiğine işaret edilerek, ihraç kararı iptal edilmiştir. Yoksa, davacının 1992 yılında yaptığı ödeme dışında diğer ortaklardan ayrı olarak tüm akçalı yükümlülüklerden bağışık olduğu tespit edilmiş değildir. Davacı, bu yöndeki genel kurul kararının veya genel kurulca onaylanmış sözleşmenin varlığını da iddia ve ispat etmiş değildir. Bu durum karşısında, davacının normal bir kooperatif ortağı düzeyinde tam ve eksiksiz ödemede bulunduğu kabul edilemez. Kendisine konut verilmemesinden dolayı onun yerine tazminat istemine ilişkin açılan bu davada da, tazminat hesabında davacının eylemli ve gerçek ödeme miktarı baz alınmalıdır.
2-Öte yandan, tazminatın Dairemizin bu konuda benimsediği ilke ve ölçütler gözetilmeden inşaat proje değişikliği ile davacının konut edinme olanağının ortadan kaldırıldığı kabul edilen tarihteki konut rayiç değerinin bilirkişiye tespiti ile doğrudan hüküm altına alınması doğru görülmemiştir.
Tazminat hesaplamasında şu yöntem izlenmelidir:
Önce, davalı kooperatifçe ortaklara tahsis edilen bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeri saptanmalıdır. Daha sonra, normal bir ortağın kooperatife yapması gereken eksiksiz ödemelerinin her bir ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar Toptan Eşya Fiyat Endeksi ( TEFE ) artış ortalama oranlarının uygulanması sonucu dava tarihinde ulaştığı güncelleştirilmiş değeri bulunmalıdır.Ardından, bağımsız bölümün rayiç değerinden normal ve eksiksiz ödemede bulunan bir ortağın ödemelerinin güncelleştirilmiş değeri çıkartılarak, böyle bir ortağın bu ödemeleri karşılığında ne miktar yararlanma sağladığı belirlenmelidir. Buna bağlı olarak, davacının yaptığı ödemelerin aynı kritere göre hesaplanacak güncelleştirilmiş değeri, normal bir ortağın elde ettiği yararlanma miktarı ile çarpıldıktan sonra normal bir ortağın eksiksiz ödemelerinin güncelleştirilmiş değerine bölünmesi sonucu ortaya çıkacak meblağa davacı ortağın kooperatife yaptığı ödemelerin güncelleştirilmiş değerinin eklenmesi ile bulunacak rakamın tazminat olarak hüküm altına alınması gerekmektedir.
Bu yönteme uyulmadan bilirkişice bildirilen değere tazminat olarak hükmedilmesi doğru bulunmadığından, bu yöne ilişen temyiz itirazlarının da kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy