(6762 S. K. m. 1283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sivas Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.12.2002 tarih ve 2001/682 - 2002/694 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın, davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, teminat kapsamında hasarlandığını, zararın tamamının ödenmesi için başvuruya rağmen 420 milyon TL ödendiğini, bakiye 583 milyon TL zararının ise karşılanmadığını iddia ederek, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının başvurusu üzerine 404 milyon TL hasar bedeli ödendiğini, kesin ibraname verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar kapsamına göre,zararı doğuran olaydan sonra davacının başvurduğu, 404 milyon TL hasar bedelini alarak ibraname verdiği, davacının isteyebileceği alacak miktarını almış olduğunu gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan eksik ödenen hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının hasar bedelini aldığı, karşılığında davalıya ibraname verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacıya ait aracın, davalı nezdinde kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, teminat kapsamında hasarlandığı, ekspertiz raporunda hasar tutarının 880.509.000 TL olarak tespit edildiği hususları çekişme konusu değildir. Ancak, uyuşmazlığa konu ibranamenin aslı veya onaylı örneği dosyaya getirtilip, incelenmemiştir. İbranamenin bulunduğu Akbank Sivas Şubesi'nin 11.12.2002 tarihli yazısında, 04.12.2000 tarihinde davacıya ibraname imzalatılarak 404.000.000 TL hasar bedelinin ödendiği, ibranamenin davalıya iade edildiği, örneğinin şubede bulunmadığı bildirilmiştir. Anılan yazıya karşı, davacı vekili, paranın davacının oğlu tarafından alındığını, ibraname vermeye yetkili olmadığını sandığını açıklamıştır. Davacı vekilinin bu beyanı, mahkemenin kabulünün aksine, ibranamenin davacı tarafından verildiği sonucunu doğurucu nitelikte değildir. O halde, ibranamenin aslının veya onaylı örneğinin celbiyle, iddia ve savunma doğrultusunda içeriği incelenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy