(2004 S. K. m. 67) (2918 S. K. m. 99) (818 S. K. m. 102, 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 10. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.10.2002 tarih ve 2001/836 - 2002/706 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, sigortalıya ödenen tazminatın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra - inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, icra takibinden önce müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle faiz talep edilemeyeceğini, poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulmaları gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre davanın kabulüyle davalı borçlunun icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, alacaklı likit olmadığından icra - inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yapılmış bir ödeme varsa infaz aşamasında dikkate alınmasının mümkün olmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı trafik sigortacısının temerrüdünün KTK'nun 99/1. maddesi gereğince belirlenmesi gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1.maddesinde sigortacının kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp belgelerin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapacağı hükme bağlanmıştır. Diğer bir deyişle davalı sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü ancak bu tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde takip tarihinde muaccel hale gelmektedir. Davalının anılan madde hükmüne göre temerrüt tarihi belirlenerek takip tarihine kadar varsa işlemiş faiz miktarı da saptanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde maddi hasarlarda teminat limitinin 500.000.000 TL olduğu belirtilmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 12. maddesinde "sigortacı dava masrafları ile avukatlık ücretlerini ödemekle yükümlüdür. Şu kadar ki hükmolunan tazminat sigorta bedelini geçerse, sigortacı bu masrafları sigorta bedelinin tazminata oranı dahilinde öder" hükmü yer almaktadır. Mahkemece anılan hüküm gözardı edilerek davalının fazla vekalet ücretinden sorumlu tutulması ve kararda davalının poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumluluğuna karar verilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
4- Kabul şekline göre de, BK'nun 104/3. maddesine aykırı olarak faize faiz yürütülecek şekilde karar verilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2, 3 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy