(818 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.01.2003 tarih ve 2002/309-2003/9 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kredi ilişkisinden kaynaklanan ve dava dışı K.... Bank Nederland N.V. tarafından müvekkiline temlik edilen (432.520) Dolar alacağın kefil davalılar İbrahim ve Fatih'in sorumluluğu (400.000) Dolar ile sınırlı olmak üzere faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı şirket aleyhine açılan davanın kabulüne, diğer davalılar aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, banka kredi sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsiline ilişkin olup, haklarındaki dava ret edilen davalılar İbrahim ve Fatih Ü. karar tarihinden sonra yerel mahkeme kanalıyla gönderdikleri 25.06.2003 tarihli dilekçeleriyle davayı kabul ettiklerini belirttiklerinden ve kararın kesinleşmesine kadar davanın kabulü mümkün bulunduğundan, anılan davalılar yönünden kabulü göre bir karar verilmesi için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Öte yandan davacı vekili replik dilekçesinde müvekkili bankanın temlik aldığı dava konusu alacağı yanında, davalılara doğrudan kullandırılan krediler nedeniyle de davalılardan alacaklı bulunduğunu ve bu alacakların tahsili hususunda da belirtilen dosyalar üzerinden takibe girişildiğini belirtmiştir. Dilekçe içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın söz konusu takiplerin dava konusu edilen bu alacakla ilgili olduğuna dair açık bir beyanı mevcut değildir. Mahkemece, buna rağmen ve bu hususta herhangi bir araştırma yapılmadan davacının söz konusu beyanına yanlış anlam verilerek takiplerin dava konusu yapılan alacakla ilgili olduğu kabul edilmek suretiyle davalı şirket yönünden tahsilde tekerrür olmamak üzere, davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy