(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.09.2002 tarih ve 2002/264-2002/468 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının TTK. nun 1301. madde hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemenin yetkisizliğine, dosyanın Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair tesis edilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
Davalı Mahmut Dinçkan cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunmuş, mahkemece diğer davalı Akdeniz Sigorta Şirketinin adresi itibariyle Kadıköy mahkemelerinin yetkili olduğu davacının seçimlik hakkını yanlış kullanması nedeniyle tercih hakkının davalıya geçtiği gerekçesiyle, davalı Mahmut Dinçkan'nın yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
Somut olayda, davalı sigorta şirketinin adresi dava dilekçesinde ve dosyada bulunan poliçede Gayrettepe olarak gösterilmiş ise de, dava dilekçesi Kozyatağı adresinde tebliğ edilmiş olup, diğer davalı şirketin adresinin de Güneşli olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, mahkemenin yetki itirazının reddine ilişkin gerekçesi yerinde değildir. O halde, mahkemece özellikle davalı sigorta şirketinin dava tarihindeki ikametgah adresinin (merkezi ) belirlenerek, yetki itirazı konusunda denetime elverişli bir karar verilip, sonucuna göre işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan, yetki itirazında bulunmayan davalılardan sigorta şirketi ve Promar A.Ş. hakkında davaya devam edilmesi gerekirken, aralarında zorunlu dava arkadaşlığı da bulunmayan her üç davalı bakımından yetkisizlik kararı verilmesi, kabul şekli bakımından da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy