(2004 S. K. m. 67, 363) (1086 S. K. m. 7)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.02.2003 tarih ve 2002/1033 - 2003/209 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olup aidat borcunu ödemediğini, alacağın işlemiş faiziyle tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tetkik merciinde itirazın iptali davası açılmayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının girişmiş olduğu takibe vaki itiraz üzerine icra tetkik merciince dava açtığı, tetkik merciince görevsizlik kararı verilerek, dava dosyasının sulh veya asliye hukuk mahkemesine gönderilmeyeceği, eğer Tetkik Mercii görevsiz olduğu kanısında ise davanın reddine karar vereceği, bundan sonra davacının İİK'nun 67 nci maddesi uyarınca bir yıllık süresi içerisinde genel mahkemelerde harcını yatırarak itirazın iptali ya da alacak davası açmasının gerektiği, işbu davanın ise harcı yatırılarak usulünce açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi nedeniyle, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı kooperatif, başlattığı icra takibi ile davalının aidatlardan kaynaklanan borcunun tahsilini amaçlamış, davalı borçlunun icra takibine vaki itirazı üzerine, İcra Tetkik Mercii'nde itirazın iptali davası açmıştır. İcra Tetkik Mercii'nin itirazın iptali davasında kendisini görevli görmemesi nedeniyle verilen görevsizlik kararının ardından dosya Sulh Hukuk Mahkemesine gelmiş, anılan mahkemece, İcra Tetkik Mercii'nin aralarında görev ilişkisi bulunmayan diğer mahkemelere görevsizlik kararı veremeyeceğinden bahisle, süresi içerisinde açılmayan itirazın iptali davasının reddine ilişkin temyize konu edilen karar verilmiştir.
İcra Tetkik Mercii ve icra iflas uyuşmazlıkları için kurulmuş özel bir yargı organıdır.İcra Tetkik Mercii'nin görevine giren işler İcra ve İflas Kanununda belirtilirken Tetkik Mercii'nin görevi dışında kalan ve mahkemelerin bakması gereken uyuşmazlıklar da yine İcra ve İflas Kanunu'nda açıklanmıştır.
Somut olayda temyiz nedeni olan husus, İcra Tetkik Mercii'nce, uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Sulh veya Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, İİK.nun Tetkik Mercii'nce verilecek kararlardan hangilerinin temyizi kabil kararlardan olduğunu düzenleyen 363 ncü maddesinin 2 nci bendinde "göreve" ilişkin kararların da temyizi kabil kararlar arasında gösterilmiş olmakla, mercice görevsizlik kararı verilebileceği açıkça anlaşılmaktadır.
Tetkik merciince İİK.nun 68 nci maddesinin 2 ve 3 ncü fıkralarına uygun düşen uyuşmazlıklar nedeniyle ancak takibe vaki itirazın kaldırılması veya reddi kararı verilebileceği, bu gibi durumlarda görevsizlik kararı verilemeyeceği doktrinde tartışma konusu olmuş ise de, (Bkz. Prof. Dr. İ. Postacıoğlu, İcra Hukuku Esasları, İst. 1982, sh. 202 vd.) somut olaydaki dava, İİK.nun 67 nci maddesinde düzenlenen ve esasen mahkemede açılması gereken "itirazın iptali" davası olmasına nazaran, Tetkik Mercii'nin görevi ile bağdaşmayan bu tür davada görevsizlik kararı verebileceği tartışmasız bir husustur. Nitekim, Yargıtay H.G.K.nun 19.11.2003 gün ve 2003/3 - 737 Esas ve 2003/700 Karar sayılı içtihadında da bu ilkeler çerçevesinde İcra Tetkik Mercii'in görevsizlik kararı verebileceği kabul edilmiştir.
O halde, mercice usulüne uygun bir görevsizlik kararı verilmesi ile görevli mahkemeye gönderilen iş bu davada, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy