(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.11.2002 tarih ve 2001/271 - 2002/1077 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.11.2003 günde davacı avukatı Hasan Yılmaz ile davalı avukatı Derya Kılıç Kendirci gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Mersin Özel Best Yabancı Dil ....Ltd. Şti.nin ortağı iken bu şirketin ortakları ile davalılar arasında imzalanan 17.12.1999 tarihli protokol ile şirketin davalılara satıldığını, satış bedeli olan 78.000 DM'den 10.000 DM'nin peşin ödenip, geri kalan kısım için müvekkili adına senet düzenlendiğini, ödeme günü gelen 15.10.2000 vade tarihli bononun tahsili için başlattıkları icra takibine davalıların kısmen 1.191.311.000 TL için itiraz ettiklerini ve bu miktar parayı şirkete yapılan masraf için yaptıklarını beyan ettiklerini, oysa bu giderin devirden önceki bir borca ait olmadığını ve eski ortakların sorumlu bulunmadığını ileri sürerek, davalıların kısmi itirazlarının iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasındaki protokolün 2 ve 5 nci maddeleri uyarınca şirketin 31.05.2000 tarihine kadar borçsuz devredileceğinin ve bu tarihe kadar geçen süreye ilişkin olumsuzluklardan devredenlerin sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, bu nedenle takibe yapılan itirazın haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir..
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, taraflar arasında imzalanan 17.12.1999 tarihli protokolün taraflar arasında varılan mutabakat sonucu noter önünde düzenlenen yine 17.12.1999 tarihli Limited Şirket Hisse Devir Senedi ile revize edilerek kısmen hükümsüz kılınmak istendiği ve buna göre, hissedarların tüm hak ve hukuki yükümlülüklerini bütün aktif ve pasifi ile birlikte yeni ortaklara devretmiş olduğu ve bu durumda davacının takip tarihi itibariyle 1.191.311.000 TL alacaklı bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, Ltd. Şti. pay devri nedeniyle oluşan borcun ödenmesi amacı ile verilen bononun tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin takibe koyduğu bononun taraflar arasında imzalanan 17.12.1999 tarihli protokol gereği kendilerine verildiğini ve davalıların savunduğu gibi şirket pay devrinden önce kendilerinin sorumlu olduğu bir borç olmayacağını iddia etmiştir. Davalılar vekili de ,yine aynı protokole dayanarak davacı devredenlerin protokol gereği 31.05.2000 tarihine kadar şirketin tahakkuk edecek borçlarından davacı tarafın sorumlu olduğunu savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 17.12.1999 tarihli noter önünde düzenlenen senetle davacı tarafın limited şirket paylarını bütün aktif ve pasifleriyle davalı tarafa devrettikleri ve pay bedellerini tamamen tahsil ettikleri, davalılarında, devredenleri ibra ettiklerini beyan etmiş bulunmalarına göre, davalıların devirden önceki şirket borcunu davacı taraftan isteyip isteyemeyecekleri noktasında toplanmıştır.
17.12.1999 tarihli protokolde, davacı tarafın şirketi 31.05.2000 tarihine kadar borçsuz olarak devredeceği ve bu tarihe kadar çıkacak şirket borçlarından devreden (davacı) tarafın sorumlu olacağı kararlaştırıldığı gibi, davaya konu 15.10.2000 tarihli 16.000 DM bedelli bononun da, şirket pay devri için verildiği açıkça belirtilmiştir. Esasen iki tarafın da, bu protokole dayanmasına ve aynı tarihte noter önünde düzenlenen pay devir senedinde açıkça bu protokolün geçersizliği de belirtilmediğine göre, söz konusu protokolün her iki tarafı bağlayacağı kabul edilerek, buna göre davalı tarafın davacıdan şirket pay devri nedeniyle bir alacağı bulunup, bulunmadığının tespiti ile oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy