(7201 S. K. m. 21) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2002 tarih ve 2002/661-2002/1053 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ramazan U. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının TTK.nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davalı Hakan K. hakkındaki dava atiye bırakıldığından bu davalı yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına, davalı Ramazan U. hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı Ramazan U. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan Ramazan U. adına çıkarılan dava dilekçesinin tebliğine ilişkin tebligat, "muhatabın geçici olarak şehir dışına gittiği eşi Hayrunisa U.'un sözlü beyan eşinin imzaya ve tebliği tebellüğ ettiğinden mahalle muhtarı Faruk A.'a tebliğ edildi" ibareleri yazılarak tebliğ edilmiş, mahkemece bu tebligat usulüne uygun kabul edilerek yargılamaya devam edilip, davalının yokluğunda hüküm kurulmuştur. Oysa Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca tebliğ imkansızlığı ve tebliğden çekinme halinde bu durumu tespit eden tebliğ memurunun, tebliğ evrakını o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasına imza karşılığı teslim etmesi ve teslim ettiği kimsenin adresini taşıyan "ihbarnameyi" muhatabın gösterilen adresteki binasının kapısına yapıştırması gerekir. Bu gereklerin hiçbirisini yerine getirmeden yapılan dava konusu tebligatın usulüne uygun olduğunu kabul edilmesine olanak yoktur.
HUMK.nun 73. maddesine göre, kural olarak her davada duruşma yapılması ve tarafların bu duruşmaya usulüne uygun biçimde çağrılmaları zorunludur. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm verilmesi mümkün değildir. Davalı Ramazan Ulusoy'a da dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmemiş olup, bu davalının delillerinin toplanmadan karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Ramazan U.'un temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy