(1086 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Amasra Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.06.2002 tarih ve 2002/27 - 2002/71 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin eski memuru, yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılardan Cihan A.'nun görevi sırasında işlediği zimmet, görevi, kötüye kullanma suçlarından dolayı mahkum olduğunu, diğer davalıların da doğan zarardan müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, 20.928.064.419.TL. nın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın davalıların ikametgahı mahkemesinde açılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, tazminata konu fiilin Kurucaşile ilçesinde işlendiği, davalılardan bir kısmının da burada ikamet ettikleri gerekçesiyle, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, dosyanın kesinleşmeyi müteakip Kurucaşile Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı kooperatifin eski memuru, yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların kooperatifi zarara uğratmaları nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bir kısım davalılar vekilinin yetki itirazlarının kabulü ile haksız fiilin işlendiği yer ve davalılardan bir kısmının ikametgahı olması nedeniyle Kurucaşile mahkemelerine yetkisizlik kararı verilmiştir.
H.U.M.K. nun 17.maddesine göre kooperatif ile üyeleri arasında açılacak davalarda kooperatif merkezi mahkemesinin yetkili olduğu çekişmesizdir. Anılan yetki kuralı kamu düzenine ilişkin bir kesin yetki kuralı olup, mahkemece resen nazara alınması gerekmektedir. O halde mahkemece davacı kooperatifin merkezinin bulunduğu yerin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespit edilerek, hasıl olacak sonuca göre yetkili mahkemenin tayini gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Davalılar vekilinin temyiz istemine gelince;
Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK. nun 434.maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalılar vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy