(4822 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.01.2003 tarih ve 2002/514 - 2003/50 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının kredi kartı hesabı sebebiyle müvekkili bankaya borcu bulunduğunu ileri sürerek, 2.110.905.500.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, borcu ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalının kredi kartı nedeniyle davacıya borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.811.592.172.TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Dava, kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Temyiz aşamasında 14.03.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair 4822 Sayılı Kanunun Geçici 1.maddesinde; "Bu Kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdü nedeniyle ödenmeyerek icra takibi aşamasına gelen veya icra takibine konu edilen kredi kartı borçları, temerrüt tarihindeki ana paraya, yıllık yüzde elliyi geçmemek üzere gecikme faizi uygulanmak suretiyle oniki eşit taksitte ödenir.
Kredi kartı borçları nedeniyle gerçekleştirilen her türlü takip, yukarıda yer alan hükme göre ilk taksidin ödenmesiyle durur ve son taksidin ödenmesiyle birlikte tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Bu madde hükümleri, tüketicinin kredi verene, Kanunun yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde yazılı müracaat etmesi halinde uygulanır." hükümleri getirilmiş olup, anılan madde yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda kanunun yayımından önce borçlunun temerrüdü gerçekleşmiş olduğundan, anılan yasa hükmü gereğince otuz günlük süre içinde tüketicinin ( borçlunun ) kredi verene ( bankaya ) yazılı müracaatı bulunup bulunmadığı, varsa bankaca yapılan işlemlerin neler olduğu hususları araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek gerekirken bu yönün gözden kaçırılmış olması doğru olmadığı gibi, davacıya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması hususunun dikkate alınmamış olması da isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy