(4389 S. K. m.14) (818 S. K. m.100)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.12.2002 tarih ve 2001/785-2002/1343 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.11.2003 günde davacı avukatı Murat Dayıoğlu ile davalı avukatı Nazmiye Genç gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paranın, bankanın ikinci müdürünün usulsüz işlemleri sonucu eksildiğini ileri sürerek, şimdilik 36.470.690.841 TL.nın 02.03.2001 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hesabındaki paralarla ilgili işlemlerin davacı bilgisi dahilinde olduğunu, davacının bilerek ve isteyerek yüksek getiri sağlamak için banka eski personeli Zerrin A.'a kayıt dışı ve elden para verdiğini ve bu davranışının sonucuna katlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, BK.nun 100. maddesi hükmü gereğince davalı bankanın çalıştırdığı kişinin görülecek işe uygun fikri, mesleki bilgi ve yeteneklere sahip olduğunu denetlemesi gerektiği, davalı bankanın sorumluluğu için objektif özel yükümlülüğünün ihlali ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmasının yeterli olduğu, dava konusu olayda davacının yatırdığı paranın ne şekilde değerlendirildiğinin bankanın sorunu olduğu, davacının müdür sıfatlı kişiye parayı teslim etmekle ekonomik çıkarına en uygun şekilde değerlendirilmesini bekleme ve isteme hakkına sahip olup, müdürün havuz diye tabir edilen fonda banka kayıtlarına geçmeden değerlendirmesinde tamamen bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, 37.470.690.841 TL.nın 2.3.2001 tarihinden itibaren %70'i geçmeyecek şekilde değişken reeskont faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili, davalı banka nezdindeki davacıya ait mevduat hesabındaki paranın şube müdür yardımcısı tarafından usulsüz çekildiğini iddia ederek, davacı hesabındaki paranın tahsilini istemiştir. İşbu dava dosyasında alınan bilirkişi raporunun 15.05.2002 günlü olmasına karşın, bu rapora karşı davalı vekilinin itiraz dilekçesi ile sunduğu ve aynı mahkemenin 2001/1486 esas sayılı dava dosyasında alınan 01.07.2002 günlü bilirkişi raporunun, işbu dava dosyasında alındığı düşüncesiyle, mahkemece karar yerinde 01.07.2002 günlü raporun tartışılması doğru değildir.
Davacı, 02.03.2001 günlü makbuz ile 43.130.000.000 TL.nı davalı bankanın Bakırköy Şubesi'ne yatırdığını iddia etmektedir. Davalı vekili ise, şube müdürünün bazı müşterilerle birlikte hareket ederek, havuz hesabı denilen bir hesap oluşturduğunu, davacının da bu hesap ile ilgisinin bulunduğunu, bankaya yatırıldığı iddia edilen paranın banka kayıtlarına girmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı tarafın savunması üzerinde durularak, davacıya ait mevduat hesabının ve havuz hesabı denilen hesabın açılış tarihinden itibaren incelenmesi, davacının da havuz hesabına dahil olup olmadığı, bu hesaptan davacının yararlanıp yararlanmadığı, davacı tarafından sunulan makbuzun bilgisayar yerine daktilo ile doldurulmasının nedeninin, başka bir deyişle şube müdür yardımcısının usulsüz işlemlerinden davacının haberdar olup olmadığının araştırılması gerekirken, bu konuda bir inceleme yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14/5-c maddesi gereğince davalı bankanın harçtan muaf olduğu gözetilmeden, davalı bankanın karar ve ilam harcından sorumlu tutulması da doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; davacı vekilinin 13.03.2003 tarihli cevabi temyiz dilekçesinin, temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda davacı vekilinin süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Bankalar Kanunu'nun 4672 sayılı yasayla değişik 14/5-c maddesi gereğince Türk Ticaret Bankası'ndan harç alınmasına mahal olmadığına, alınmadığı anlaşılan 7.880.000 TL. temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy