(6762 S. K. m. 119, 1101, 1102)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.12.2002 tarih ve 2001/988 - 2002/851 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.11.2003 günde davacı avukatı Gülay Karan ile davalı avukatı Hasan Ünal gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca tanınmış ve Türkiye' de de tescilli "Marlboro" markalı sigaraların üreticisi olduğunu, Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nce davalı acente adına kayıtlı özel beyanına konu konteynır içinde taklit "Marlboro" markalı sigaraların yakalandığını ileri sürerek, marka hakkına tecavüzün önlenmesini, haksız rekabetin men ve ref'ini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin Mısır'dan İstanbul'a gelen ve buradan da transit olarak Bulgaristan'a gidecek emtia ile ilgisi olmadığını, sadece konteynır taşımacısının acentesi olduğunu, konteynerlerin gönderen tarafından yüklenip istiflendiğini, içeriğinin taşıyan yada acente tarafından bilinemeyeceğini 556 Sayılı K.H.K'nın 61/c maddesinde sayılan hakların müvekkili açısından söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara göre, davalının yurt dışından taşıyıcının acentesi olarak dava konusu sigaraların taşınmasına acentelik yaptığı ve konişmentoda taşıyıcı olarak yer aldığı gelen sigaraların yurt dışı piyasasına arzedilmek amacı ile getirildiği ve buna ilişkin eylemlerin ortaya konduğu davacı tarafından kanıtlanamadığından, sigaraların transit olarak işleme tabi olmak üzere ve taşımaya acentelik yapan davalı tarafından yurt içine getirilip geçici gümrük deposuna konulduğu anlaşıldığından Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulaması da göz önüne alınarak, markaya tecavüz eyleminin oluşmadığı, kaldı ki, davalının doğrudan taşıyıcı olmadığı, taşıma işine acentelik yaptığı, kendisine T.T.K.'nun 119.maddesi gereğince husumet düşmeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı adına tescilli "Marlboro" markalı sigaraların sahte ve taklit suretiyle haksız rekabette bulunulduğu iddiasına dayalı tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davalının, taşıyan acentesi olduğu gerekçesiyle husumet noktasından ret kararı verilmiştir.
T.T.K'nun 119 ve devam eden maddelerine göre, acente hakkında müvekkili adına dava açılması mümkün ve doğrudan kendisine husumet yöneltilemeyeceği doğru ise de, konusu suç teşkil eden işlemler nedeniyle acenteye karşı da doğrudan dava açılması mümkündür. Gümrükte elkonulan ürünlerin sahte ve taklit olduğu ileri sürülerek iş bu dava açılmış, sahtelik ve taklide ilişkin deliller sunulmuş, ayrıca gümrükte de anılan mallardan örnekler alıkonulmuştur. Her ne kadar dava konusu ürünler gümrükten çekilmek suretiyle davanın konusu kalmadığı düşünülebilir ise de, haksız rekabetin varlığının saptanması durumunda malların imhasının olanaksız olmasına rağmen davacının haksız rekabete dayalı olarak maddi manevi tazminat davası açması mümkündür. O halde, salt acenteye karşı dava açılmış olduğu gerekçesiyle verilen ret kararı davacının haksız rekabete dayalı tazminat davasını da sonuçsuz bırakacak nitelikte olduğundan işin esasına girişilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, davalı acente olduğunu savunmuş olmasına rağmen, dosya içerisindeki deliller ile de bu konunun irdelenmesi gerekmektedir. Zira, taşıma konişmentoya dayalı olarak yapılmış olup, konişmento emre düzenlenmiştir. Konişmentonun asıllarının davalı elinde olduğu davalının Gümrük idaresine verdiği "özet beyan" dan anlaşılmaktadır.
T.T.K'nun 1101.maddesine göre "emre" düzenlenmiş konişmento hamili, aynı yasanın 1102.maddesi gereğince malları teslim almaya yetkilidir.
Dosyaya sunulan konişmentoda gönderilen "emre" olarak gösterilmiş, ihbar adresi olarak da Iassen Ivanov Sofya/Bulgaristan olarak belirtilmiştir. Yine orijinal konişmentonun da 3 nüsha olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Gümrük idaresine davalının verdiği özet beyanda üç orijinal konişmentonun da kendisinde olduğu bildirilmiştir. Konişmentonun malları temsil etmesi ve malları teslim alma yetkisi vermesi nedeniyle davalının malları gümrükten alması onun aynı zamanda alıcısı olduğunu da göstermektedir. O halde, davalı bir yandan acente olduğunu ve bu sıfatla hareket ettiğini savunmasına rağmen, aynı zamanda alıcı olarak da hareket etmektedir. Mahkemece, Dairemizin yerleşik uygulamasının serbest bölgelerde ve transit taşımalarda geçici gümrük deposuna konulan emtiaların haksız rekabet oluşturmayacağı yönünde olduğu gerekçe gösterilerek dava bu nedenle de reddedilmiş ise de, Dairemiz kararları her iki ürünün de orijinal olması ile ilgili olup, somut olayda sahtelik ve taklit ürünün orijinal ürüne karşı haksız rekabet iddiasında bulunulduğundan, Dairemiz kararı somut olayda emsal teşkil edemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın esasına yönelik olarak taraf delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy