(1086 S. K. m.516, 520)
Tahkim sözleşmesinde (veya daha sonra), hakemlerin (veya üçüncü hakemin) bir üçüncü kişi tarafından seçileceği kararlaştırılabilir. Bu halde, hakemler veya üçüncü hakem, tarafların kararlaştırmış olduğu bu üçüncü kişi tarafından seçilir. Ancak, hakemlerin belli bir hakim tarafından seçileceğine ilişkin anlaşma geçersizdir.
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.12.2002 tarih ve 2000/873 - 2002/700 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.11.2003 günde davacı avukatı Yalçın Kasaroğlu ile davalı avukatı Cengiz Topel Özdemir gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile aralarındaki Yeminli Mali Müşavirlik Denetim ve Tasdik Sözleşmesi gereği ödenmesi gereken ücretin ödenmediğini ileri sürerek, 12.899.750.000.-TL.nın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki 29.01.1999 tarihli sözleşmenin 7 nci maddesi gereğince, davanın hakemde görülmesi gerektiğini, davacının hatalı beyanname tanzimi nedeniyle müvekkilinin vergi cezasına muhatap kaldığını savunarak, davanın görev ve esas yönden reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede uyuşmazlıkların hakem tarafından çözümleneceği belirtilmiş ise de, hakem kurulunun, tarafların seçeceği birer kişi ile odanın seçeceği bir üye olmak üzere toplam 3 kişiden oluşacağının belirtildiği, 3 ncü hakem seçiminin odaya bırakılmasının geçersiz olduğu, davacının mali müşavirlik hizmeti karşılığında ücretinin ödenmemiş olduğu, davacının bu hizmetini sürdürerek, davalının işine ait son raporunu 06.06.2000 günü vergi dairesine verdiği, bu haliyle davacının 12.895.750.000.-TL alacağından kendi kusuru nedeni ile davalıya vermiş olduğu 3.448.114.000.-TL.lık zararın indirilmesi gerektiği sonucuna varılarak, 9.451.636.000.-TL.nın dava tarihinden itibaren % 70 oranını geçmeyecek şekilde iskonto faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, Yeminli Mali Müşavirlik Denetim ve Tasdik Sözleşmesinden doğan ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili, esasa cevap süresi içerisinde verdiği 16.11.2000 günlü cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.maddesi gereğince, uyuşmazlığın hakemde görülmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. HUMK.nun 520 nci maddesi hükmüne göre, sözleşmede aksine hüküm olmadıkça hakemler, üç kişiden oluşur. Sözleşmede, yasaya aykırı olmamak kaydıyla, hakemlerin seçimi konusunda da hüküm yer alabilir. Böyle bir durumda, sözleşme hükmünün uygulanması gerekmektedir.
Tahkim sözleşmesinde (veya daha sonra), hakemlerin (veya üçüncü hakemin) bir üçüncü kişi tarafından seçileceği kararlaştırılabilir. Bu halde, hakemler veya üçüncü hakem, tarafların kararlaştırmış olduğu bu üçüncü kişi tarafından seçilir. Ancak, hakemlerin belli bir hakim tarafından seçileceğine ilişkin anlaşma geçersizdir. Doktrinde de aynı görüş paylaşılmaktadır (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Dördüncü Baskı, IV.Cilt, Ankara 1984, Sh.4038).
Yukarıdaki açıklamaların ışığında dava konusu olaya dönülecek olursa; Taraflar arasındaki 29.01.1999 tarihli sözleşmenin 7.maddesinde, "Taraflar arasında bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar hakem kurulunca karara bağlanır. Hakem kurulu, Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanlığı'nda, Oda'nın seçeceği bir üye ile taraflarca seçilecek birer üye olmak üzere üç kişiden oluşur." hükmü yer almaktadır. Üçüncü hakem seçiminin Ankara Yeminli Mali Müşavirler Odasına bırakılması, HUMK.nun 516 ve devam eden hükümlerine aykırılık teşkil etmemektedir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 7 nci maddesi hükmü gereğince, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy