(1163 S. K. m. 45, 53, 87)
Taraflar arasında görülen davada Aydın Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.11.2002 tarih ve 2002/672 - 2002/1089 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, kooperatif ana sözleşmesinin 30 ncu maddesi gereğince genel kurul tarihi ile yeri ve gündeminin toplantıdan en az 15 gün önce bakanlığa veya il sanayi ve ticaret müdürlüğüne yazılı olarak bildirilir hükmünün yer almasına rağmen davalı Kooperatifçe Aydın İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü'ne genel kuruldan sadece (3) gün öncesinde başvurulduğunu, bu nedenle genel kurulda bakanlık temsilcisinin bulunmadığını, imar uygulaması olmayan, inşaat ruhsatı bulunmayan, tasdikli projesi olmayan ve tasdikli yerleşim planına uygun olarak yapılmayan inşaatların İmar Kanunu uyarınca yıkılma tehlikesi var iken Kooperatifin inşaat için ödenek isteyemeyeceğini, gecikme cezasının % 25 olarak belirlenmesinin örf ve adete aykırı bulunduğunu belirterek, 29.06.2002 tarihinde yapılan genel kurulun örf ve adetlere göre batıl olduğundan iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kooperatif temsilcileri, davacıya diğer ortalar gibi genel kurul toplantısına çağrının 28.05.2002 günü yapıldığını, bakanlıktan komiserin geç istenmiş olmasının sadece çağrıda usulsüzlük teşkil edip, toplantının iptalini gerektirmeyeceği, kaldı bakanlıkça komiser gönderilmemesinin sebebinin yeterli eleman bulunmamasından kaynaklandığı, 24.05.2001 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliği yapan davacının diğer iddialarının iyi niyetle bağdaşmadığını belirterek, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davalı kooperatifin 29.06.2002 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 45/4 ve ana sözleşmenin 30 ncu maddesine uygun yapılmadığı gerekçesiyle, anılan genel kurulun iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı Kooperatif temsilcilerince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı kooperatif 29.06.2002 tarihli genel kurulunun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda genel kurul toplantı tarihi, yeri ve gündeminin toplantıdan en az 15 gün önce ilgili bakanlığa ve mülki idare amirliğine bildirilmediği, bu durumun 1163 sayılı Yasa'nın 45/4 ve ana sözleşmenin 30 ncu maddelerine aykırı olduğundan bahisle dava kabul edilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 87 nci maddesi uyarınca bakanlık temsilcisinin toplantıda hazır bulunması bir zorunluluk ise de, aynı maddenin son fıkrasında, temsilcinin gelmemesi halinde bir saat sonra toplantıya başlanabileceği öngörülmüştür. Diğer taraftan, Kooperatifler Kanunu'nun 45/4 ncü maddesi uyarınca toplantı tarihi, yeri ve gündeminin toplantıdan en az 15 gün önce ilgili bakanlığa ve mülki idare amirine bildirileceği belirtilmekte ise de, bu 15 günlük süreye uyulmaksızın yapılan çağrı usulsüz bir çağrı niteliğindedir ve bu durum 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53/1 nci maddesi uyarınca ortağa dava açma hakkı tanısa da,salt usulsüz çağrı genel kurulun iptalini gerektirmez. Bu gibi durumlarda ortağın genel kurul kararının iptalini talep etme hakkı, kararların yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak alındığını ispat etmesi koşuluna bağlıdır. Kaldı ki, somut olayda Kooperatifçe ilgili bakanlığa toplantıdan üç gün önce başvurulup, gerekli giderler yatırılmış, bakanlıkça bu istem o gün için toplantıların yoğun olması nedeniyle yerine getirilmemiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, salt usulsüz çağrı tek başına toplantının geçersizliği sonucunu doğurmaz, davacı 1163 sayılı Kanun'un 53 ncü maddesi uyarınca kendisine usulsüz çağrıda bulunulduğunu ve bu yüzden toplantıya katılamadığını ileri sürmemiş, ancak, iptalini talep ettiği toplantıya da katılmamıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle, açıklanan ilkeler ışığında davacının 1163 sayılı Yasa'nın 53 ncü maddesi uyarınca dava açma hakkının bulunup, bulunmadığının belirlenmesi, davacının dava açma hakkının var olduğu sonucuna varılırsa, bundan sonra, işin esasına girilerek, davacı tarafa genel kurulda alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu yolundaki iddiaları açıklattırılmak, kendisine ispat olanağı tanımak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırmak ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve yanlış gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy