(6762 S. K. m. 381, 520, 549/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bodrum Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.11.2002 tarih ve 2002/165 - 2002/565 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı şirketin 1996 yılında 2.000.000.000.-TL sermayeli ve 40 paylı olarak kurulduğunu, 14.10.1999 tarihli kararla Mustafa Azmi İ. uhdesindeki 24 payın 12 payının müvekkili Ali B.'e devredilerek, devir işleminin şirket karar defterine işlendiğini, bu devir sonucunda şirket paylarının Mustafa Azmi İ. 12 pay, Şükrü A. 12 pay, Hidayet A. 4 pay ve Ali B. 12 pay olarak oluştuğunu, Mustafa Azmi İ. ile diğer iki ortağın, müvekkillerinden Ali B.'e haber vermeksizin 31.01.2001 günlü ortaklar kurulu kararı ile şirketin tasfiyesine karar alındığını, anılan tasfiye kararının 3/4 çoğunluğu içermediğini, müvekkilinin durumdan haberdar olunca ortaklar kurulunu toplayarak tasfiyenin kaldırılmasına dair karar aldığını, ancak tasfiyenin kaldırılması kararının ticaret sicil memurunca kabul görmediğini belirterek, şirketin tasfiye edilmesi hakkında alınan 31.01.2001 günlü kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket tasfiye memuru, davaya cevap vermemiştir.
Davalı yanında müdahale talebinde bulunan Mustafa Azmi İ. vekili, müvekkili ile davacılardan Şükrü ve Hidayet A.'ın şirketin feshine 30.01.2001 günü karar verip, tasfiye kararının 20.03.2001 tarihinde tescil edildiğini, TTK.nun 381 nci maddesi gereğince alınan ortaklar kurulu kararının iptali için öngörülen ( 3 ) aylık sürenin geçtiğini, tasfiye kararından sonra şirketi tasfiye memuru temsil edeceğinden yetkisiz ortaklar kurulu tarafından tasfiyenin kaldırılması kararı alınamayacağını, davacılar Şükrü ve Hidayet A. açısından dava açma süresinin dolduğunu, Ali B.'in ise yasal anlamda ortak sıfatını taşımadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davanın ticaret sicil memurluğunun şirketin tasfiyesinin kaldırılması hakkında alınan kararın tescilinin reddi işleminin iptali istemine ilişkin olduğu, dava dışı Ticaret Sicil Memurluğu'nca tasfiyenin kaldırılması istemi hakkında ret kararı verilmediği ve kararın ilgililere tebliğ edilmediği, bu yolda işlem yapılmadan dava açılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Mahkemenin gerekçesinin aksine, davada istem,bir kısım şirket ortakları tarafından alınan 21.11.2001 tarihli şirket ortaklar kurulu kararının tescil isteminin Ticaret Sicil Memurluğu'nca reddine dair verilen kararın iptaline yönelik olmayıp,aksine,şirket ortaklar kurulu tarafından 30.01.2001 günü alınan tasfiye kararının 28/40 nispetindeki oy çokluğuyla alınmış olması nedeniyle yoklukla malul olduğunun tespitine ilişkindir.
Mahkemece, öncelikle böyle bir davada,davacılardan Ali B.'in TTK.nun 520 nci maddesi uyarınca 12 pay için ortaklığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, bundan sonra TTK.nun 549/2 nci maddesi uyarınca alınan tasfiye kararının geçerliliğinin tartışılıp, değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın yanlış nitelendirilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenlerle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy