(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karadeniz Ereğli Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.10.2002 tarih ve 2002/178 - 2002/446 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Mehmet D.'ın davalı banka ile aktettiği kredi kartı sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, davalı bankanın ihtarname göndermesi üzerine ticari itibarının ve E.... Demir Çelik Fabrikaları ile olan ilişkilerinin zedelenmemesi için davacının borcu 17.07.2001 tarihinde 3.750.000.000.-TL olarak ödediğini, oysa müvekkilinin kefalet limitinin 400.000.000.-TL olduğunu, kendi temerrüdü ile birlikte sadece 430.000.000.-TL'den sorumlu olduğunu ileri sürerek, haksız olarak tahsil edilen 3.320.000.000.-TL.nın davalıdan ödeme tarihinden itibaren % 80 faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, garantör olan davacının ihtarnameye itiraz etmeden, icra tehdidi altında olmaksızın kendi isteğiyle ihtirazi kayıt koymadan ödeme yaptığını, bu nedenle istirdat davası açamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacı hakkında icra takibi bulunmadığından davanın İİK.nun 72 nci maddesine göre değil, BK.nun 62 nci maddesi nazara alınarak çözümlenmesi gerektiği, borcun bulunmamasının ( sebebin yokluğunun ) hatanın varlığı için yeterli olduğu, davacının kredi kartı sözleşmesindeki kefalet limitinin 500.000.000.-TL olduğu, ödeme tarihine kadar sorumlu olduğu faiz ile birlikte 536.986.301.-TL yatırması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.213.013.699.-TL.nın tahsil tarihinden itibaren reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kefalet limiti üzerinde fazladan ödenen paranın bankadan istirdadı istemine ilişkindir. Davalı banka vekili, davacının sözleşmeyi kefil olarak değil, garanti eden sıfatıyla imzaladığını, bu nedenle borcun tamamından sorumlu olduğunu savunmuş ise de, davacının, bağımsız bir borç değil, asıl borçlu Mehmet D.'ın sorumluluğunu yüklenmiş olması, sözleşmeyi yapmakta menfaati bulunmaması, objektif olarak belli bir sonucun da gerçekleşmesi amacına değil, kişiye yönelik olarak teminat vermesi nedeniyle kefil olduğunun kabulü gerekir. Garanti sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Ancak davalı kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi yüzünden hakkında başlatılmış bir icra takibi ya da açılmış bir dava yokken, bankanın kendisine ihtarname göndermesi üzerine, ihtiyati tedbir kararı ile aleyhine icra takibi yapılmasını durdurma menfi tespit davası açma gibi hakları olduğu halde bunları kullanmadan ve ihtirazi kayıt dahi koymadan kendi serbest iradesiyle ödeme yaptığı için davalı bankaya yönelik istirdat davası açamaz. Şekil noksanı veya yokluğu nedeniyle geçerli bulunmayan bir kefalete istinaden ödeme yapsaydı ancak o zaman sebepsiz zenginleşme iddiasıyla banka aleyhine dava açabilirdi. Böyle bir iddiada bulunup ispat edilmediğine göre davacı ancak nedensiz olarak borcundan kurtulmuş olan ve malvarlığında hakkı olmayan bir artış meydana gelmiş bulunan asıl borçluya karşı dava açabilecektir. Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar gözönünde tutulmadan davanın reddi yerine yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy