(6762 S. K. m. 3, 18) (2560 S. K. Ek m. 5, 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.09.2002 tarih ve 2002/499-2002/587 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortası ile sigortalı aracın, logar kapağının üzerinden geçtiği esnada kapağın kalkması sonucu hasarlandığını ileri sürerek, sigortalılarına ödedikleri 01.0385.000.000 TL. nin ödeme tarihinden itibaren hesap edilecek %75 reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hizmet kusuruna dayanılarak açılan işbu davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak öncelikle görev yolu yönünden davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından hizmet kusuruna dayalı açılan dava nedeniyle mahkemenin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı işletmeye ait logar kapağına davacıya kasko sigortası ile sigortalı aracın çarpması sonucu zarar gördüğü maddi olgusuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TTK. nun 18 nci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın 12/l1.maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır.
Davalı İ.'nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı kanunun ek 5.maddesinde bu kanunun diğer Büyükşehir Belediyelerinde de uygulanacağı açıklanmış, ek 6.maddesi de 5363 salıyı Ankara su tesisatının Belediyeye devri ve işletilmesi hakkındaki Kanunu 23.11.1981 de yürürlükten kaldırmış bulunmaktadır. Böylece A. de 2560 sayılı kanuna tabi bir kuruluş haline gelmiştir.
Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bu tarihten sonra 2560 sayılı Kanuna tabi olan ASKİ'nin "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK. nun 18/1 nci maddesi anlamında tacir sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (TTK. nun 3 ncü maddesi ) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini YHGK. nun 21.09.1983 gün ve Esas 1980/11 - 2721 Karar, 1983/323 sayılı kararında benimsenmiştir. Her ne kadar 12.2.1959 gün 1958-17E. 1959-15K. sayılı idari eylemlerle ilgili bir içtihadı birleştirme kararı varsa da 23.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı yasanın hükümleri karşısında bu içtihadı birleştirme kararının A. ve İ. bakımından uygulama alanın kalmadığı sonucuna varılmalıdır.
Nitekim bu kurallar, YHGK. nun 29.11.1995 gün 1995/11-647, 1043K. sayılı içtihadında aynen benimsenmiştir.
Bu durumda tacir olan A. ile davacının sigortalısı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2003 oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy