(4389 S. K. m. 10) (7129 S. K. m. 31) (3182 S. K. m. 36) (Bankaların Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.09.2002 tarih ve 1999/514 - 2002/967 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın iki ayrı şubesinde döviz hesabı açtığını, Tünel şubesinde açılan hesabın akıbetinin bilinmediğini ileri sürerek, 15.000.DM.ın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankada genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, açtığı hesaba ilişkin kayıt bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğramış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının açtığı hesabın vade sonunun 02.02.1980 olduğu, B.K.nun 125.maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresini kesen bir işlem belgelenmediği gibi, hesabın varlığı ve tutarının kayıtlarla ispat olunamadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın Tünel şubesi'nde 12.10.1978 tarihinde davacı adına açılan vadeli, dövize çevrilebilir mevduat hesabında bulunan 15.000.DM.ın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı vekili davanın zamanaşımına uğradığını savunduğu gibi, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacıya ait mevduatın bulunmadığını da savunmuştur.
Bankalar Kanunu'nun 10/3. maddesi uyarınca davacının mevduat hesabındaki parayı talep etme hakkı sınırlandırılamaz. Öte yandan, usulünce düzenlenmiş ve yetkilisinin imzasını taşıyan hesap cüzdanı, müşterinin banka nezdindeki mevduatını kanıtlayıcı bir belgedir. Banka, hesap cüzdanındaki mevduat miktarınca müşteriye karşı borçlu olup, bunu kanun ve sözleşme hükümlerine göre, geri ödemekle yükümlüdür. Somut olayda banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının mevduatına rastlanılmamış olmasında davacıya atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır. Kaldı ki; bankaca davacının mevduatında bu miktar paranın bulunmadığı veya hesap cüzdanının sahteliği ileri sürülmemiştir.
Davalı tarafın zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi, öncelikle hesabın varlığının ve buna bağlı olarak talep edilebilirliğinin saptanması, ardından da hesabın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 7129 Sayılı Bankalar Kanununun 31. maddesi ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36. maddesinde öngörülen koşulların yerine getirildiğinin belirlenmesi ile mümkündür. Bu maddelere göre, her türlü mevduatın son talep, işlem veya mudiin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl geçtiği halde, sahipleri tarafından aranmaması halinde düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası'na devredileceği öngörülmüştür.
Bu hüküm sonradan 4491 sayılı kanunla değişen 4389 Sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 günlü Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmeliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin zamanaşımının dolmasından üç ay önce iadeli taahhütlü bir mektupla uyarılması hüküm altına alınmıştır.
7129 Sayılı Kanunun 31/2 ve 3182 sayılı Kanun'un 36/1 maddesi anlamında 10 yılın dolmasından sonra dahi aynı yasa maddesinin 3. fıkralarında belirtilen prosedürün işletilmemesinden dolayı zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemeyecektir.
Açıklanan yasa hükümleri karşısında, bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacakların sahipleri hakkında anılan madde hükümleri yönünde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir.
O halde mahkemece tarafların tüm delillerinin toplanarak ve mevduatın Merkez Bankasına intikal ettirilmiş olma ihtimaline binaen buradan da soruşturma yapılarak hasıl olacak sonuca göre öncelikle zamanaşımı def'inin incelenerek buradan alınacak sonuca göre işin esasına girilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy