(1086 S. K. m. 225)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Batman Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.11.2002 tarih ve 2001/586 - 2002/990 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.12.2003 günde davalı avukatı Erdoğan Gökçe gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalı şirkete sigortalı olduğunu, 08.03.2001 günü çıkan yangın sonucu işyerinde bulunan demirbaş ve eşyaların kullanılamaz hale geldiğini, 62.787.147.664 TL.lik hasara karşılık davalının 10.900.000.000 TL ödeme teklif ettiğini ileri sürerek, şimdilik 40.000.000.000 TL.nın başvuru tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davada Şişli Mahkemelerinin yetkili olduğunu, sigorta ettiren ile sigortacının hasar ve zarar miktarında uyuşmamaları halinde hakem bilirkişi prosedürünün işletilmesi gerektiğini, istenen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı tarafın davacıya ödemeyi teklif ettiğini miktarını, davacının gerçek zararını karşılamadığı gerekçesiyle, 30.727.892.000 TL.nın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalı şirkete yangın sigorta poliçesiyle sigortalı işyerinde çıkan yangın sonrası oluşan hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili, süresinde verdiği cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuştur. Mahkemece, davalı vekilinin yetki itirazı konusunda olumlu-olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece, öncelikle yetki itirazının hadise şeklinde incelenmesi ve verilecek kararın HUMK.nun 225.maddesi uyarınca davalıya tebliği ile esasa ilişkin cevaplarını ve kanıt listesini sunması için süre verilmesi gerekirken, yetki itirazı konusundan bir karar verilmeden, işin esasına girilerek, belirtilen usul kuralına aykırı davranılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy