(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1283)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Van Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.09.2002 tarih ve 2002/187-2002/385 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait yedi adet aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, bu araçların ön camlarının kırılması nedeniyle ödenmesi gereken sigorta teminatının davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf yanıt vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait araçların davacı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigorta olduğu, davalı sigortacının sigorta kapsamındaki araç ön cam değişim ücretlerini ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle, icra takibinin 14.454.988.900 TL. üzerinden yürütülmesine, davalının bu kısma yönelik itirazının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı yedi adet otobüsün ön camının kırılması nedeniyle, sigorta alacağının tahsilini istemiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 1283. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak gerçekten uğradığı zararı tazmine mecburdur. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca da, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Dava konusu olay da ise; davacı, sigortalı araçlardaki hasara ilişkin olarak bir adet otobüs camının kaç liraya tamir edilebileceğine dair görüş beyan eden 12.03.2002 tarihli yazı ile davacı tarafından düzenlenen proforma faturaları kanıt olarak sunmuştur. Proforma fatura, herhangi bir malın kat'i satışından yani akitten önce fiat ve özelliğini göstermek üzere satıcı veya imalatçı tarafından malı veya hizmeti almak isteyene verilen faturaya denir. Başka bir değişle proforma fatura, satış veya hizmet akdinin yerine getirilmesinden sonra değil, fiat veya özelliğin henüz akitten önce öğrenilmesi amacıyla düzenlenmektedir. Bu nedenle, davacı tarafından sunulan kanıtlar, rizikonun gerçekleştiğini ve hasarın miktarını kanıtlamak için yeterli değildir. Mahkemece, kasko sigortasına konu rizikonun meydana geldiğine ve hasarın miktarına ilişkin varsa diğer kanıtlarını sunması için davacı tarafa önel verilmesi ve davalı sigorta şirketi tarafından hasar dosyası düzenlenip düzenlenmediğinin sorularak varsa hasar dosyalarının davalı sigorta şirketinden getirtilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy