(2004 S. K. m. 50, 67) (1086 S. K. m. 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.11.2002 tarih ve 2002/1283 - 2002/1439 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları 4/c maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 4/c maddesi hükmüne dayalı olarak, alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İİK. nun 50 nci maddesi, icra dairelerinin yetki meselesini hükme bağlamıştır. İtirazın iptali davası için İİK. nun özel bir yetki kuralı öngörmemiştir. Bu nedenle, yetkili mahkeme, HUMK. nun 9 ncu ve devamı maddelerinde tanzim edilen yetki kurallarına göre belirlenecektir. Dolayısıyla, itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde bakılacağı gibi bir zorunluluk söz konusu değildir. Doğal olarak, icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması, takibin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olmasını gerektirmez. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olmakla, yetkinin kamu düzenine ilişkin kesin yetki olduğu haller hariç, takip, artık yetki itibariyle kesinleşir. İtirazın iptali davasına bakılabilmesi için, öncelikle her yönüyle geçerli bir icra takibinin bulunması gereklidir. Bahse konu davalarda, takibinin yapıldığı icra dairesinin de yetkisine itiraz mevcutsa mahkeme, bu itirazı da değerlendirmek, yetkili icra dairesinde takip yapılıp yapılmadığını, bu yönüyle de geçerli bir icra takibi bulunup bulunmadığını araştırmak zorundadır. Hatta kendi yetkisine itiraz mevcut olduğu takdirde bile ilk önce icra dairesinin yetkisini inceleyip sonucuna göre bir karar vermek durumundadır. Değinilen hususlara karşın, icra dairesinin yetkisine itiraz varken, mahkeme kendi yetkisi nedeniyle yetkisizlik kararı vermiş ve karar kesinleşmiş ise, bu halde, icra dairesinin yetkisi askıda kaldığından dosyanın gönderildiği mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemeli, dairenin yetkisiz olduğu sonucuna varırsa esasa girmeden salt bu nedenle davayı ret etmelidir.
Somut olayda, icra takibi İstanbul 3.İcra Dairesi'nde yapılmış, itirazın iptali davası İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne açılmıştır. Mahkemenin yetkisine yönelik itiraz sonucu yetkisizlik kararı verilmiş, karar kesinleşmekle dosya hükmü tesis eden Eskişehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Mahkemece, yargı çevresinde geçerli bir icra takibi yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, gerek yetkisizlik kararı veren, gerekse dosya kendisine gönderilen mahkemece icra takip dosyası getirtilmemiş, itirazın içeriği, icra dairesinin yetkisine itiraz olup olmadığı, yetki itibariyle icra dairesinin yetkisinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmamıştır. O halde, mahkemece icra takip dosyası getirtilip yukarıda anılan hususlar dahilinde bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy