(818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.11.2002 tarih ve 1999/1155 - 2002/1337 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait banliyö trenine binmek isterken bir başkasının itmesi sonucunda trenle peron arasına düşerek yaralandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla, ( 100.000.000.- ) TL sürekli iş göremezlik zararı ile ( 1.000.000.000.- ) TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama esnasında ıslah yoluyla maddi tazminat istemini toplam ( 2.800.000.000.- ) TL'ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak, olayda tüm kusurun davacıda olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, davalının kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu bulunduğu, davacının talep edebileceği sürekli iş görmezlik zararının ( 2.887.475.717.- ) TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile ( 2.800.000.000.- ) TL maddi ve ( 1.000.000.000.- ) TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, BK.nun 47 nci maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önüne tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktadır. Aynı zamanda, ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Dava konusu olay 14.08.1991 günü meydana gelmiş olup,aradan geçen uzunca süre karşısında takdir edilen manevi tazminat miktarı adalete uygun düşmemiştir. Bu itibarla, daha uygun bir düzeyde bir tazminat miktarına hükmedilmesi için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy