(743 S. K. m. 545, 552, 553) (4721 S. K. m. 605, 612, 613) (6762 S. K. m. 1301)
Taraflar arasında görülen davada Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.11.2001 tarih ve 2000/55-20011158 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hasan ve Azize vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacının TTK. nun 1301. madde hükmüne dayalı olarak davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalılar Hasan ve Azize vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı kasko sigortanın TTK. nun 1301. maddesi uyarınca açtığı rücuen tazminat davasıdır. Davalılar araç maliki Yavuz'un anne-baba ve kardeşleridir. Mahkemece, en yakın mirasçılar olan anne ve babanın mirası reddettiği ve Sulh Hukuk Mahkemesince reddin tesciline karar verildiği ancak, terekenin tasfiyesine ilişkin herhangi bir işlem yapılmadığı, terekenin aktifi ve pasifi ile birlikte borca batık olup olmadığı hususunda herhangi bir yazı verilmediği gerekçesiyle davalı anne ve baba yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan Pamukova Sulh Hukuk Mahkemesinin 1998/170-192 sayılı kararında Hasan ve Azize'nin MK.545. maddesi hükmü uyarınca (Yeni M.K.605 md) mirası red talebinin kabulüne ve tesciline karar verilmiştir. MK. 552. ve 553. maddeleri gereğince (Yeni M.K. nun 612 ve 613. md) ölenin en yakın tüm mirasçıları tarafından reddedilen miras, sulh mahkemesince iflas kurallarına göre tasfiye edilir ve artan da yine reddeden mirasçılara verilir. Bu durumda, reddin mahkemece kabulü ve tescile karar vermesi ile artık davalılar murisin borçlarından sorumlu olmayacaklardır. Ayrıca, davacının, mirasın reddi kararının iptali için dava açmadığı da anlaşılmaktadır. Fakat davacının tasfiye memuru aleyhine istihkak davası açmak hakkı her zaman mevcut bulunmaktadır. Bu itibarla mahkemece, davalı anne ve baba olan Hasan ve Azize hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar vermek doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar Hasan ve Azize vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy