(1086 S. K. m. 9, 21)
Taraflar arasında görülen davada Üsküdar Asliye 4. Hukuk mahkemesi'nce verilen 27.11.2002 tarih ve 2000/822-2002/1213 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş (...) olmakla (...) gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı vekili, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı bulundukları aracın, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu motosiklete çarpması sonucu yaralandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, manen sıkıntılar yaşadığını, davalı sigorta şirketi tarafından bir miktar ödeme yapıldığını, kiralanan motosikletin %90 oranında hasarlanması nedeniyle kiralayan firmaya 1000 DM ödemek zorunda kaldığım, tedavi gideri. manevi tazminat ve motosiklet hasarı nedeniyle yaptığı ödemenin toplamının tahsili için icra takibi yapıldığım, davalıların itirazları ile durduğunu iddia ederek itirazlarının iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Azize Sarı ve Mehmet Sarı vekili, davacının icra takibini ve davasını yetkisiz yerde açtığını, diğer davalının teminat kapsamında sorumlu olduğu limiti ödediğini, bu davalının davanın açıldığı mahkemeyi yetkili kılmak amacıyla dava edildiğini, ikametgahları Antalya Mahkemesi'nin yetkili bulunduğunu, istemin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı İsviçre Sigorta A.Ş.nin sorumlu olduğu poliçe limitini davadan önce ödediği, hasarla ilgili delil ve tespit raporu ibraz edilmediği, HUMK.nun 9/1-2. maddelere uyarınca Üsküdar İcra Dairesinin yetkisiz olduğu, davalıların ikametgahının bulunduğu Antalya veya kazanın meydana geldiği Alanya İcra Daireleri'nin yetkili bulunduğu, davacının bu icra dairelerinde takibini yapması gerektiği, davanın ön şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1. Dava, trafik kazasından doğan tedavi gideri, manevi tazminat ve kiralanan aracın hasar görmesi nedeniyle ödenmek zorunda kalınan tazminatın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu olayda icra takibi, zarara neden olduğu iddia edilen aracın sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı aleyhine başlatılmıştır. Poliçe içeriğine göre, davalı sigorta şirketinin sorumluluğu tedavi giderlerinde 1.500.000.000.-TL, maddi kazalarda ise, 250.000.000.-TL. ile sınırlıdır. İcra takibinden önce tedavi gideri limitinin tamamı davacıya ödenmiş olup bu konuda uyuşmazlık bulunamamaktadır.Davacı, ayrıca, kiralayana ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı sigorta şirketinin bu kalem zarardan da sorumlu olduğunu, zararının ödemediğini iddia etmiştir. Davalı sigorta şirketi açısından çekişme, kiralanan motosikletin hasarlanması nedeniyle kiralayana ödenmek zorunda kalındığı iddia edilen tazminatta toplanmaktadır. Mahkemece, hasara ilişkin delil ve tespit raporu sunulmadığı gerekçesiyle davalı sigorta şirketi hakkındaki dava ret edilmiştir. Ancak. iddia edilen zarara ilişkin kazaya karışan motosikletin kiralama şirketine ait olduğuna dair ruhsat fotokopisi ile aynı kiralama şirketince verilmiş ödemeye ilişkin belge sunulmuştur. Ayrıca, kaza tespit raporundan bahse konu motosikletin hasarlandığı açıkça bellidir. Mahkemece açıklanan hususlar üzerinde hiç durulmamıştır. O halde, davacı vekiline, kiralanan aracın hasarı nedeniyle ödeme yaptığına dair başka delilleri olup olmadığı sorulup uzman bilirkişiden kazanın oluş şekline göre, motosikletin hangi oranda hasarlanmış olabileceği, kiracının zilyetliğinde hasarlanma halinde risk oranı adı altında kiralama yapana bir ödeme yapılıp yapılmadığının mutat olup olmadığı hususlarında rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
2. Ayrıca, dava haksız fiil niteliğinde olan trafik kazasından doğan tazminat alacağına ilişkin bulunmaktadır. Bu tür tazminat alacaklarında tazminat alacaklısının, tazminat borçlusu aleyhine açtığı icra takibinde yetkili icra dairesi kural olarak tazminat borçlusunun ikametgahı yer icra dairesidir. Birden ziyade zarar sorumlusu olduğu takdirde bunlardan birinin ikametgahı yer icra dairesi de yetkilidir. Hatta HUMK'nun 21. maddesi hükmü uyarınca haksız fiilin meydana geldiği yer icra dairesinde de takip başlatmak mümkündür. Bu yetki kuralları kesin yetki kuralı olmayıp yetkili icra dairelerinden birinde takip başlatmak hakkı, tazminat alacaklısına aittir. Somut olayda takip, Üsküdar İcra Dairesinde yapılmıştır. Diğer davalılar icra dairesinin yetkisine itiraz etmişlerse de, bu itirazları yerinde değildir. Zira, Üsküdar, zarar sorumlularından biri olan trafik sigortacısının ikametgahıdır. Ayrıca, davacı, takipten önce talebine konu ettiği zararın karşılanması için usulüne uygun olarak 08.12.1998 ve 04.06.1999 tarihlerinde trafik sigortacısına başvurmasına rağmen hiçbir cevap alamamıştır. Bu nedenle davacının, takip ve dava açarken HUMK' nun 9. maddesi anlamında kötü niyetle hareket ettiğini söylemek de mümkün değildi. O halde, davalılar Mehmet Sarı ve Azize Sarı hakkında yetkili icra dairesinde takip başlatıldığı kabul edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy