(6762 S. K. m. 792, 794) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 3.5.2002 tarih ve 2001/863-2002/466 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve mukabil davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı temsilcisi, davalı şirket tarafından, müvekkiline ait emtianın Fransa-Türkiye taşımasının gerçekleştirildiği, (6.500) Alman Markı olarak belirlenen navlun ücretinden daha fazla talepte bulunulduğunu ve mahkeme kararı ile emtianın davalıdan alındığını, aradan geçen süre ve nakliye masrafları dolayısıyla maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek 2.000.000.000 TL.nın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş, karşı davada ise, davacı-karşı davalının hiçbir ödemede bulunmadığını ileri sürerek 6.500 Alman Markı navlun ücretinin 20.03.2001 tarihinden itibaren, reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, asıl davanın takip edilmediği, TTK. nun 792 ve 794. maddeleri uyarınca 6500 Alman Markı olan navlun ücretinin davacı-karşı davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, davalı -karşı davacının da navlun ödeninceye kadar yük üzerinde hapis hakkı bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın kabulü ile 6500 Alman Markının 3.4.2001 tarihinden itibaren % 5,75 faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline kara verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava ve karşı dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. HUMK. nun 73. maddesi uyarınca, kural olarak her davada mahkemenin, her iki tarafı, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için, usulüne uygun şekilde davet etmesi zorunludur. Taraf teşkili bu şekilde sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm verilmesi mümkün değildir.
Mahkemece davacı temsilcisine duruşma gününün tebliğ edildiği, ancak cevap dilekçesinin tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı temsilcisi, yargılamanın başından itibaren davayı takip etmediğinden, aleyhine açılan karşı davadan haberdar edilmemiştir. Mahkemece, karşı dava dilekçesi, davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş ve bu yönde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy