(6762 S. K. m. 5) (1086 S. K. m. 7, 187, 427)
Taraflar arasındaki davadan dolayı Üsküdar Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.11.2001 gün ve 2000/128 - 2001/1017 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkilinin yönetiminde başkan ve muhasip üye olarak görev yaptıklarını, 17.10.1999 tarihli olağanüstü genel kurulda ibra edilmediklerini, davalıların sitedeki insanları zora sokan pahalı ve lüks bahçe düzenlemesi yaptırdıklarını, işin pahalı ve abartılı olarak fatura edildiğini, eylemin Kat Mülkiyeti Kanunun 42. maddesi hükmüne aykırı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 3.500.000.000 TL. 'nin faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, yapılan işlemin Kat Mülkiyeti Kanuna uygun yapıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından kooperatifin halen faaliyetini devam ettirdiği, tasfiyenin yapılmadığı, Kooperatifler Kanununa göre davaya bakma görevinin ticaret mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın Kadıköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
TTK. 'nun 5. maddesi sarahatinden de anlaşılacağı üzere bir davanın ticari veya hukuki mahiyette bulunduğu neticesine varılarak, dosyanın hukuk veya ticaret mahkemesine gönderilmesi hakkında verilecek kararlar kesin olup, 24.4.1967 gün ve 1966/12-1967-3 karar numaralı İçtihadı Birleştirme Kararının -gönderme kararı ile birlikte taraf vekilleri için ücreti vekalete hükmedilmesindeki- hususlar dışında müstakilen temyiz kabiliyeti yoktur. Hukuk ve ticaret mahkemeleri arasındaki işbölümü münasebeti usul hukukunun kabul ettiği manada bir görev itirazı değildir. Sadece bir işbölümü itirazıdır. Bu itibarla, bir davanın hukuki veya ticari mahiyeti yönünden mahkemenin iş sahasına girip girmediği hususu, münhasıran iki tarafın arzusuna bağlı olmayan işler hariç, mahkemece resen değil, ancak vaki itiraz üzerine -o da ilk itiraz olarak cevap süresi içinde- mahkemece dikkate alınabilir. Yukarıda açıklandığı gibi, gönderme kararına karşı ancak esas hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulabileceğinden şimdilik gerek görev ve gerekse davanın esası bakımından temyiz incelemesi yapmaya yer olmadığından, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy