(6762 S. K. m. 547, 551)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.09.2002 tarih ve 2000/421 - 2002/861 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil limitet şirketin 1992 yılında kurulduğunu ve kuruluşundan beri daha çok İstanbul-Erzurum arası taşımacılık yaptığını, kurucu ortakların aralarında haricen bir sözleşme imzalayarak şirket tasfiye haline girene kadar bu şirket dışında Erzurum'a nakliye ve ambar işletmeciliğini tek başlarına şirket halinde veya başka kişilerle ortak olarak yapmayacaklarını taahhüt ettiklerini, davacının da bu sözleşmeye imza attığını, ancak davalının 20.07.1995 tarihinde kurulan T. Taş. Ltd. Şti.ne ortak olduğunu ve anılan şirketin Temmuz 1999'dan itibaren İstanbul-Erzurum arası taşıma ve ambar işletmeciliği yaptığını, ayrıca fiyat kırmak suretiyle müvekkili ile rekabet yaptığını davalının daha önce müvekkil şirketin müdürü olması nedeniyle sırlarını da, bildiğini ve bunu rakip şirket lehine kullandığını,müvekkil şirket toplantılarına katılmayarak kâr dağıtımını da, engellediğini,davalının şirketten çıkarılması için muhik nedenlerin oluştuğunu ve çıkarılması için ortaklar kurulunun 30.11.1999 tarihinde karar aldığını ileri sürerek, TTK'nun 551/3 ncü maddesi uyarınca davalının şirket ortaklığından çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin ortağı olduğu T. Taş. Ltd. Şti.nin Türkiye genelinde taşıma yaptığını ve davacının bunu baştan beri bildiğini,davacı şirketle bir rekabetin söz konusu olmadığını savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemelerine göre, davalının davacı şirketin kurucu ortağı olduğu, TTK'nun 547 nci maddesi uyarınca limited şirketlerde sadece müdür için rekabet yasağı bulunduğu, ancak ortaklar arasında imzalanan bir sözleşme ile akdi rekabet yasağı getirilebileceği ve davalı ile davacı şirketin diğer ortakları arasında böyle bir sözleşmenin bulunduğu, buna karşın davalının aynı işi yapan 20.07.1999 tarihinde kurulan T. Taş. Ltd. Şti.ne ortak olduğu,bu durumun önceden bilinmesinin davacının buna icazet verdiği anlamına gelmediği,dava dışı T. Taş. Ltd. Şti. Türkiye çapında taşıma yapıyor ise de, İstanbul-Erzurum arası taşıma yapmasının davalı açısından akdi rekabet yasağına aykırı olduğu ve davalının şirketten çıkarılması için TTK'nun 551/3 maddesinde öngörülen muhik sebebin oluştuğu, davacının çıkarılması halinde davacı şirkette olan sermaye payının verilmesi gerektiği, davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede davalının %18.5 sermaye payına karşılık 4.874.781.605 TL alabileceğinin tespit edildiği gerekçesiyle, davalının davacı şirket ortaklığından çıkarılmasına, pay bedeli olan 4.874.781.605 TL'nin davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dava TTK'nun 551/3 maddesi hükmü uyarınca limitet şirket ortağının şirket ortaklığından ihracı istemine ilişkin olup, ihraca mahkemece karar verilmiştir. Ortağın, limitet şirketten çıkarılmasına ilişkin mahkeme kararı inşai nitelikte olduğundan karar tarihinde hüküm ifade edecektir. Bu durumda, çıkarılan ortağın sermaye payı hesaplanırken, şirketin hüküm tarihine en yakın bir tarihteki sermayesinin rayiç değerinin belirlenmesi ve dolayısıyla davalının tasfiye payının da, bu tarihe göre hesaplanması gerekecektir. O halde, mahkemece, davacı şirketin sermaye değerinin yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde hesaplanıp belirlenmesi ve davalı vekilinin tasfiye payı miktarına olan itirazlarının bu meyanda değerlendirilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy