(6762 S. K. m. 1035, 1067)
Dava : Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.11.2002 tarih ve 2001/1376 - 2002/1177 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil şirketin alt taşıyan sıfatıyla işletmesini yaptığı B... ve V... isimli gemiler ile davalıya ait emtianın İspanya-İstanbul taşımasının yapıldığını, davalının emtiayı zamanında teslim almaması nedeniyle toplam ( 11.565 ) ABD Doları sürestarya ücreti alacağı doğduğunu, bu hususta girişilen icra takibinin, davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra-inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, geminin değil, konteynerlerin beklemesi nedeniyle sürestarya ücreti istenemeyeceğini, davacıya ( 5.390 ) ABD Doları ödeme yapıldığını, ithalatçı firmaya da ( 5.400.171.500- ) TL ödendiğini, bu meblağların talep miktarından takas-mahsup tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı tarafından davacıya ödenen ( 5.390 ) ABD Doları sürestarya ücretinin başka bir taşımaya ilişkin olup dava konusu bekleme ücretinden mahsup edilemeyeceği, davalının başka bir taşımadaki hasara ilişkin olup dava dışı alıcıya ödediği ( 5.400.171.500.- ) TL.na ilişkin takas-mahsup talebinin ise, hasarın tespit edildiği 16.02.2001 tarihinden itibaren TTK.nun 1607 nci maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü süre içinde davacıya karşı, yasal yollara başvurulması şeklinde ileri sürülmediğinden bu hususa ilişkin talep hakkının düştüğü, davacının toplam ( 11.565 ) ABD Doları sürestarya ücretine hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı itirazının bu meblağı için iptaline, % 40 icra-inkar tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve konşimentodaki kayıtlara göre gecikme süresi nedeniyle ödenecek demuraj bedeli hesap edilebilir nitelikte bulunması karşısında davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, davalı vekili iş bu davaya karşı vermiş bulunduğu cevap dilekçesinde, taşıma sırasında yükün zayi olması ( bozulması ) nedeniyle davacı taşıyıcıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek, takas-mahsup def'inde bulunmuştur. Mahkemece ise, bilirkişi raporundaki görüşe itibar edilerek, TTK.nun 1067 nci maddesindeki 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde yasal yollara davalı tarafından başvurulmadığı gerekçesiyle, takas-mahsup def'inin dikkate alınamayacağına karar verilmiştir.
Oysa, TTK.nun 1067 nci maddesindeki 1 yıllık süre, hak düşürücü süre olmakla birlikte taşımada oluştuğu ileri sürülen zararın belirlenme tarihi 16.02.2001 olduğuna ve davalı taşıtan da takas-mahsup def'ini bu davada TTK.nun 1067 nci maddesinde öngörülen 1 yıllık süre içerisinde 06.09.2001 tarihinde ileri sürdüğüne ve hak düşürücü süreye tabi bir alacağın takas-mahsup yolu ile ileri sürülmesini engelleyen bir yasal düzenleme de bulunmadığına göre, mahkemece bu yöne ilişen istemin süre yönünden reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte gösterilen nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak 2 numaralı bentte gösterilen nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy