(6762 S. K. m. 1281, 1282, 1292) (1086 S. K. m. 275) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 25.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.01.2003 tarih ve 2002/319 - 2003/15 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.12.2003 günde davacı avukatı Elif Nur Talu ile davalı avukatı Asuman Güleç gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, 03.11.2001 günü meydana gelen trafik kazası sonrasında oluşan hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 4.100.000.000 TL.nın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, olay sonrasında yaralanarak hastaneye kaldırılan davacının alkol raporu almadığını, alkollü olan davacının olay sonrası kardeşi Yasin Araç'ı çağırarak onu sürücü olarak gösterdiğini, sigortalının yanlış beyanda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bilirkişi raporu, tanık beyanları ve dosya kapsamına göre, kaza esnasında sigortalı aracın davacı tarafından kullanıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın 02.12.2000-02.12.2001 dönemi için davalı sigorta şirketine kasko poliçesi ile sigorta yaptırıldığı ve davalı şirkete kasko sigortalı araçtaki hasarın (rizikonun) poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Genel Şartlar'ın A/1 maddesine göre gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281 nci maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın 1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 ncü maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında, olayın 03.11.2001 tarihinde sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu sırada meydana geldiği aynı tarihli trafik kazası tespit tutanağı ve alkol raporu ile ispat edilmek istenmiştir. Davalı vekili de, davacının iddia ettiği gibi sürücünün Yasin Araç değil, olay anında alkollü olan davacı olduğunu, olay sırasında yaralanmadığını belirten davacının yaralandığına dair sağlık raporu olduğunu savunarak, görgü tanığı Ahmet T.'ın dinlenilmesini istemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davalı tanığı Ahmet T.'ın olay hakkındaki görgüye dayalı bilgisi için mahkeme huzurunda dinlenilerek, gerçek sürücünün kim olduğu ve sürücünün alkollü olup olmadığı tespit edildikten sonra, sürücünün alkollü olduğuna
kanaat getirilmesi halinde, nöroloji uzmanı doktor, trafik uzmanı ve hukukçu kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetine inceleme yaptırılarak, olayın meydana geliş şekli itibariyle, bu kaza ve hasarın münhasıran sürücünün aldığı alkolün tesiri altında ileri gelip gelmediğini tespit ettirmek ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy