(1163 S. K. m. 27)
Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 3.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.11.2002 tarih ve 1998/1111 - 2002/1070 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.12.2003 günde taraf vekilleri tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, kooperatif ortaklığından 07.03.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile ihraç edildiğini, ihraç kararının yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğunu, kararın 28.06.1997 tarihli gene kurul gündemine alınarak görüşüldüğünü ve ihraç isteminin genel kurulda reddedilmesine rağmen sonraki 27.06.1998 tarihli genel kurulda ortakların baskı altına alınarak ihraç kararının onaylandığını ileri sürerek, genel kurulun ihraca yönelik kararın iptalini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 07.03.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile ihraç edilmesinden sonra 3 aylık yasal süre içinde kararın iptali için dava açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının 07.03.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile kooperatiften çıkarıldığı ve bu kararın 3 ay sonra kesinleştiği, buna rağmen kooperatifçe davacının 28.06.1997 tarihli genel kurul toplantısına çağrılarak çıkarma kararından örtülü olarak dönüldüğü, anasözleşme çıkarma yetkisinin yönetim kuruluna verildiği ve yönetim kurulunun yeniden ihraç kararı olmadığı, genel kurulca alınan çıkarma kararının yasa ve anasözleşmeye aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.06.1998 tarihli genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kooperatiften ihracına yönelik kararın iptaline istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27 nci maddesine göre ihraç kararının ortağa tebliği üzerine ya 3 ay içinde doğrudan mahkemeye kararın iptali için dava açılması ya da aynı sürede kooperatif genel kurulu nezdinde itirazda bulunulması gerekmektedir.
Somut olayda davacının ihracı kendisine 17.03.1997 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak bu karara karşı 3 aylık sürede dava açılmadığı gibi genel kurul nezdinde itirazda edilmemiş ve ihraç kararı 17.06.1997 tarihinde kesinleşmiştir.
Mahkemece, davacının ihraç kararının kesinleşmesinden sonra yapılan ilk genel kurul toplantısına çağrılmış olması ortaklığın yeniden ve örtülü olarak kabul edildiği şeklinde yorumlanmış ise de, 28.06.1997 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında bir kısım ortakların davacının kooperatif üyeliğinden ihracının yeniden görüşülmesine ilişkin önergesi gündeme dahi alınmamış, yani genel kurulda bu konunun görüşülmesi 9'a karşı 20 oyla reddedilmiştir. Ortağın ihraç kararının kesinleştiği tarihten hemen sonraki genel kurula çağrılmış olması başlı başına yeniden ortaklığa kabul anlamına gelmez. Meğer ki davacının fiilen ortaklığını kabule yönelik başkaca işlemler (aidat alınması, yeniden borç çıkarılması, yönetim ve denetim organlarına seçilmesi, kendisine sonradan konut tahsisi ya da kuraya dahil edilmesi.... gibi) olsun. Davacının böyle bir iddiası da bulunmadığına göre davanın süre yönünden reddi gerekir iken kabulü bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklana nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy