(Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması Eki Ticaretle Bağlantılı Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPS) m. 41, 46, 50) (556 S. KHK m. 9/c, 61/c, 64/1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.02.2003 tarih ve 2000/608 - 2003/60 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait gümrük hattı dışı eşya satış mağazasında Tekirdağ rakısı markalı içki satıldığını, Tekirdağ Rakısı + Şekil markasının müvekkilinin tescilli markası olduğunu, marka haklarına tecavüzden dolayı zarara uğradıklarını ileri sürerek, marka haklarına tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüz fiillerinin giderilmesini, içkiye el konulmasını, imhasını, hükmün ilanını, 50.000.000.-TL maddi, 50.000.000.-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, içkilere satışı sunulmadan el konulduğu, davalı tarafın ele geçen içkileri ülkeye sokmak için faaliyetinin olmadığı, serbest ticaret bölgesinden gümrük hattı dışı satış mağazasına getirdiği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka hakkına tecavüzün durdurulması, içkinin imhası, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddia edilen davacının markasını taşıyan içkilerin Mersin serbest ticaret bölgesinden davalının gümrük hattı eşya satış mağazasına getirildiği, davalı tarafın bu içkilerin yurt içine sokulması için bir faaliyetinin olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, serbest bölgeden getirtilip, davalının gümrük hattı dışı eşya satış mağazasında bulunan taklit marka taşıyan malların marka hakkına tecavüz teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Ülkesellik prensibi bakımından, gümrük hattı dışı eşya satış mağazalarının ülke sınırları içerisinde olduğu ve bu bölgelerde faaliyet gösteren işlemler bakımından da ilgili yasada marka hakkının kullanılması ve korunması bakımından bir muafiyet tanınmadığı açıktır. Yine, 556 sayılı Yasa'nın 9/II-c maddesinde marka hakkından doğan hakların kapsamı sayılırken, tescilli marka ile ilgili işareti taşıyan malın ithal ve ihracının yasaklanabileceği öngörüldüğü gibi, bu madde de sayılan tecavüz hallerinin sınırlı nitelikte olmadığı, marka sahibinin izni olmadan bu markayı taşıyan taklit malların transit geçişinin de markaya tecavüz teşkil edeceği doktrinde de kabul edilmektedir. (Bkz. Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, Ankara, 1998 Sh.213-214). Aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 61/c maddesi de markayı veya ayırt edilemeyecek derecede de benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bilen veya bilmesi gerekenlerin bu şeklide kullanılan markayı taşıyan ürünleri ticari amaçla elde bulundurmanın da marka hakkına tecavüz oluşturduğunu öngörmektedir. Yine, aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 64/1 nci maddesine göre, marka taklit edilerek üretilen ürünü ticari amaçla elde bulunduran kişi ayrıca tazminat ödemekle de yükümlüdür. Uluslararası alanda taraf olduğumuz TRİPS Anlaşması'nın 41, 46, 50 nci maddeleri de taraf ülkelere marka hakkı ihlallerine neden olan malların hak sahiplerinin zarar görmesini engelleyecek şekilde ticaret kanalları dışına çıkarılması yükümlülüğü getirmektedir.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklamalar ışığı çerçevesinde, marka sahibinin izni olmaksızın marka taklit edilerek üretilen ürünleri gümrük hattı dışı eşya satış mağazasında bulunduran davalının eylemi suç teşkil ettiği ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy