(6762 S. K. m. 1321) (Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.12.2002 tarih ve 2001/657-2002/956 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kaza sonucu sürekli sakatlık teminatı veren iki ayrı ferdi kaza sigorta poliçesi ile sigorta ettirdiğini, yalnız sağ işaret parmağını kaybeden müvekkiline ödeme yapmayan davalı aleyhine 23.250.000.000.-TL. nın tahsili için başlattıkları takibin, haksız itiraz üzerine durduğunu, davalının itirazdan sonra toplam 10.742.595.500.-TL ödeme yaptığını, bu meblağın çekince ile tahsil edildiğini, davalının 12.507.404.500.-TL daha ödeme yapması gerektiğini ileri sürerek, bakiye bu meblağa yönelik vaki itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, parmağın tamamen kayba uğramadığını, çalışma gücü kayıp oranı olan %7 itibariyle yapılan ödeme dışında, müvekkilinin borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, parmağın tamamen kayba uğramadığı, çalışma gücü kayıp oranı %7 itibariyle ödeme yapan davalının borcunun kalmadığı, poliçe genel ve özel şartlarının 8/6 maddesi hükmü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ferdi kaza sigortasına ilişkin iki poliçeden kaynaklanan toplam alacağın tahsili isteminden ibarettir.
Davacının, kesici alet yaralaması sonucu geçirdiği tıbbi operasyon sonrasında, sağ el işaret parmağını, PİP eklem seviyesinden kaybettiği çekişmesiz olup, bu parmağın tamamen kaybı halinde sigorta bedelinin %15'i oranında ödeme yapılması gerektiği bu sigorta genel şartlarının 8/B madde hükmünde yer alan cetvelde yazılıdır.
Çekişme, sağ el işaret parmağının PİP eklem seviyesinden ampute olayının, parmağın tamamen kaybı niteliğinde sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmıştır.
Sözü edilen genel şartların aynı 8/B maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkralarında, Daimi maluliyet nispetlerinin tayininde sigortalının meslek ve sanatı nazarı itibare alınmaz. Bir uzvun veya bir uzuv kısmının kaybı tabiri, o uzvun veya uzuv kısmının kat'i ve mutlak surette vazife görememesini ve kullanılamamasını ifade eder. Hükümlerine yer verilmiştir.
Mahkemece, hastane sağlık kurulu raporunda bildirilen çalışma güç kayıp oranına ve üniversitenin adli tıp ana bilim dalının 14.08.2002 tarihli raporunda, parmaktaki kaybın, tamamen kayıp niteliğinde olmadığı yönünde bildirilen görüşe itibar edilerek sonuca gidilmiştir. Oysa, 14.08.2002 tarihli raporda, atıf yapılarak çelişki ve hata taşımadığı bildirilen aynı yerin 12.12.2001 tarihli raporunda, parmağın kalan kısmının, parmağın tüm fonksiyonlarını yerine getiremediği bildirilmiş olduğundan, 14.08.2002 tarihli raporda parmağın sadece fiziki açıdan tamamen kayba uğramadığının bildirildiği sonucuna varılmalıdır. Esasen, hükme esas alınan raporlarda, genel şartların yukarıda belirtilen 8/B madde hükümleri bakımından bir inceleme ve açıklamaya yer verilmemiştir. Hükmün gerekçesinde hiç değinilmeyen, tartışılmayan ve hükme esas alınmadığı anlaşılan sigortacı bilirkişinin 22.04.2002 tarihli raporunda, Adli Tıp Anabilim Dalı'nın yukarıda bildirilen 12.12.2001 tarihli raporundan bahsedilerek ve ona dayanılarak, parmağın fiziki açıdan tamamen kaybedilmediği ancak işlev, görev ve kullanım olarak tamamen kaybedildiği sonucuna varılmış, bu sigorta türünde meslekteki kazanma gücündeki eksilmenin esas alınamayacağı görüşü bildirilmiştir. Bu raporun tartışılmaması da doğru olmamıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklamalar ve poliçe genel şartlarının 8/B maddesinde yazılı ilkeler çerçevesinde davanın ele alınması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik ve yanlış incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy