(818 S. K. m. 96, 98)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.11.2002 tarih ve 2001/414 - 2002/550 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, portföy işletmeciliği ile uğraşan bir finans kuruluşu olan müvekkiliyle davalı banka arasındaki kredi ve mevduat ilişkisi çerçevesinde merkezi Amsterdam olan davalı bankanın İstanbul Şubesi nezdindeki müvekkiline ait döviz tevdiat hesabından 889.900USD'nın 20.02.2001 tarihinde talimat dışı TL'ye çevrildiğini, bu durumun üç gün sonra öğrenildiğini, TL'ye dönüştürülen hesabın 519.869 USD'ye tekabül etmesinden dolayı arasındaki farkın zarar oluşturduğunu ileri sürerek, 369.831 USD'nin 23.02.2001'den itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının 19.02.2001 tarihli talimatı üzerine spot döviz satış işlemi yapıldığı, ancak davacının 20.02.2001'de almayı vaat ettiği döviz karşılığı TL'yi banka nezdinde ki hesaba göndermemesi sonucu döviz satış işleminin ters döviz alış işlemiyle teknik olarak iptal edildiği, davacının bu işlemleri için ekstrelere itirazda bulunmadığı, zarar hesaplamasının dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacı adına davalı banka nezdinde mevcut hesabı açılarak, vedia ile karz sözleşmelerini kapsayan bir mevduat ilişkisi gerçekleştiğinden uyuşmazlığın B.K.'nun 96 ve 98 maddeleri çerçevesinde çözümü gerektiği, davalı bankanın davacının döviz alımına ilişkin verdiği geçerli talimata karşın döviz işlemini bir gün sonra valürlü yaptırdıktan sonra dava dışı aracı kurumun mevduat hesabındaki parayı repo için alıp daha sonra döviz alımı için iade etmeyerek davacının talimatının gerçekleşmesine engel olduğu ve birlikte davacının zararına neden oldukları, davalı bankanın hafif kusurdan dahi sorumlu olduğu, davacının hesabında 889.990 USD bulunması gerekirken mevcut TL hesabındaki paranın 637.858 USD'ye tekabül etmesi nedeniyle davacının sağladığı 89.982 USD repo geliri düşüldükten sonraki 177.081 USD'nin davacının nihai zararını oluşturduğu gerekçesiyle, anılan meblağın 23.02.2001'den itibaren % 9, 75 oranında temerrüt faiziyle birlikte ödeme tarihindeki T.C.Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Davacının 19.02.2001 tarihinde aralarında repo ve ters repo çerçeve anlaşması bulunan dava dışı ABN A. Yatırım A.Ş.'ne gönderdiği yazılı talimatta aracı kurum nezdindeki davacı hesabına 686.185 TL kurdan 889.990 USD alınması talimatı verilmiş, aracı kurum da aynı tarihte davalı bankaya gönderdiği yazılı talimatla bedeli davacının banka hesabında bulunan 610 milyon lira'yla karşılanmak üzere belirtilen miktar dövizin alınması bildirilmiş, aynı gün daha sonra gönderdiği ikinci bir talimatla ise, mevduat tutarının tamamının davalı banka nezdindeki kendi hesabına virmanını istemiştir.
Davalı bankaca anılan tarihte her iki talimat da yerine getirilmiş, iki gün valörlü döviz satış işlemiyle davacıya belirtilen miktar kadar döviz satılarak, adına açılan yeni döviz tevdiat hesabına alacak kaydedilmiş, diğer yandan da valör tarihinde döviz satış bedeli olarak mahsubu gereken önceki mevduat bakiyesi 610 milyon lira ise, repoda kullanılmak üzere aracı kurum hesabına aktarılmıştır. Bir gün sonra, satılan döviz karşılığı TL mevduat hesabı sıfırlandığından finanse edilmemiş, bunun üzerine davalı bankaca aynı miktarlı düzenlenen döviz alım belgesiyle bir gün önceki döviz satış işlemi iptal edilmiş ve davacı adına açılan döviz tevdiat hesabı da kapatılmıştır. Davacı bir gün sonra gerçekleşen ve izleyen aylar boyunca süren devalüasyon ve etkilerinden dolayı ilk talimat doğrultusunda satın aldığı dövizin hesabında tutulmaması sonucu zarara uğradığını ileri sürerek, tazminini talep ve dava etmiştir.
Davacı ile dava dışı aracı kurum arasında düzenlenen sözleşme ile aracı kurumun davacı adına repo ve ters repo işlemleri yapma konusunda aracı kuruma yetki verilmiş, 3 ncü maddeyle aracı kuruma göndereceği dekonta, müşterice 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde işlemin kabul edileceği, 10 ncu maddeyle de müşteriye yapılacak tüm ödemelerin müşterinin davacının davalı bankadaki hesabına yapılacağı kararlaştırılmıştır. Bu anlaşmanın konusu sınırlı olup, davaya konu işlemleri kapsamadığı ve davacının davalı bankadaki hesabı üzerinde aracı kuruma tasarruf yetkisi vermediği sabittir. Ancak, davacının yazılı talimatının aracı kurumca davalıya ulaştırılması karşısında döviz satım işleminin davacıyı bağlayacağı kuşkusuzdur. Aracı kurumun davacıya ait banka hesabının kendi hesabına virman yapılması talimatının dayanağı davacı talimatı bulunmasa da, virman sonrası davacı adına yapılan repo işlemleri ve bunların getirisinin ödenmesinin ihtirazi kayıtsız kabulü ve aracı kurum işlemlerine ilişkin dönemsel ekstrelerce davacının itirazda bulunmamasından dolayı davacının ilk döviz satın alma niyetinin sonrasında paranın farklı alanda değerlendirilmesinden haberdar olduğu, en azından bu işleme icazet verdiği anlaşılmaktadır. Nitekim davacı sözkonusu gelişmelerden çok sonra davalı bankanın Amsterdam'daki merkezine 07.05.2001 tarihinde başvurmuş, 16.08.2001'de BDDK'ya şikayette bulunmuştur. Geçen birkaç ay boyunca ses çıkarmayan ve repo getirisini kabul eden davacının, daha sonra aracı kurumun davalı bankadaki hesabı üzerinde tasarruf yetkisi bulunmadığından söz ederek, hesabın virmanı ile geçersiz kılınmış olan önceki döviz satın alma talimatının yerine getirilmiş olması halinde devalüasyon nedeniyle daha avantaj sağlayacak olmasına bakarak, davalı bankadan zararının tazminini istemesinin dayanağı bulunmamaktadır. Davacı, kusurlu bir işlemi varsa dava dışı aracı kurumun sorumluluğuna gidebilir. Bankaya yöneltilen bir davanın reddi yerine, yazılı gerekçelerle kısmen kabulü yerinde değildir.
Öte yandan, alacağa yürütülen faiz oranında meydana gelen veya ileride gelebilecek değişiklikler dikkate alınmadan sabit orana hükmedilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de kabul şekline göre bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy