(6762 S. K. m. 381, 536)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.2.2001 tarih ve 1999/1460 - 2001/204 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.12.2003 günde davacı avukatı H. T. A. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı limitet şirketin yabancı sermayeli ortağı olduğunu, davacının 7.8.1997 tarihindeki unvan değişikliğinden sonra 1998 yılı içinde iflasına karar verildiğini, tüm bunlardan haberdar olan davalı şirket ve davalı şirket müdürünün durumu ilgili yerlere bildirmediğini, müvekkilinin iflasından önce ve davalı limitet şirketin kuruluş aşamasında müvekkilince davalı Hüseyin'e verilen vekaletname ile usulsüz olarak müvekkilinin temsil edilmesi suretiyle 21.12.1998 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket sermayesi artırılarak müvekkili payının artırıldığını, 23.6.1999 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davalı Hüseyin'in şirket müdürlüğüne tek başına getirildiğini ileri sürerek, her iki ortaklar kurulu kararlarının iptaline, davalı limitet şirkete hakem tayinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olup, işlemlerden davacının haberdar olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK.'nun 536'ncı maddesi aracılığı ile aynı kanunun 381 'nci maddesi uyarınca ortaklar umumi heyet kararlarının iptali davasının, karar tarihinden itibaren 3 ay içerisinde açılması gerektiği, iptali istenen kararların 21.12.1998 ve 26.03.1999 tarihli olup, davanın 6.12.1999 tarihinde ve üç aylık süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı limitet şirket ortağı olup, 21.12.1998 ve 26.3.1999 tarihli ortaklar kuruluna çağrılmadığını ve toplantıda davacının temsil edilmediğini ileri sürerek, toplantıda alınan kararların hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı limitet şirket ana sözleşmesinin 11' nci maddesinde toplantı ve karar nisabı konusunda özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca, TTK.'nun 536/3'ncü maddesinde de, esas sermayenin hiç olmazsa yansından fazlasını temsil eden ortakların müzakere edilen hususlar lehine rey vermiş olması gerektiği, aksi takdirde alınan kararların hükümsüz olduğu vurgulanmıştır. TTK. 'nun 536/son maddesi yollamasıyla TTK.'nun 381 'nci maddesi hükmüne göre açılacak iptal davasının aksine, kararların hükümsüz olduğunun tespiti davası, üç aylık dava açma süresine tabi değildir. Davacı vekili de, müvekkilinin, dava konusu ortaklar kurulu toplantılarına çağrılmadığını ve toplantıda temsil edilmediğini ileri sürerek, alınan kararların hükümsüz olduğunu iddia ettiğine göre, mahkemece, davanın üç aylık hak düşürücü süreye tabi olmadan, her zaman açılabileceği gözetilerek, işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.- TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21'nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy