(2918 S. K. m. 20, 24, 94)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 11. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.11.2002 tarih ve 2002/822-2002/588 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve zorunlu trafik sigortacısı bulunduğu aracın çarpması sonucu, müvekkil şirkete kasko sigortalı aracın hasara uğradığını, bu hususta girişilen icra takibinin, davalıların haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hicri Bilgehan Ö., aracı, kaza tarihinden önce üçüncü şahsa sattığını ve bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanı reddini istemiştir.
Diğer davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı Hicri'nin 2918 sayılı kanuna uygun şekilde aracını kaza tarihinden önce satmış bulunduğu, davalı sigorta şirketinin de bu davalının sigorta şirketi olduğundan sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. KTK. nun 94. maddesi hükmüne göre, sigortalı motorlu aracın işleteninin değişmesi halinde, devreden işletene onbeş gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorunluluğu getirilmiştir. Böyle bir durumda, yeni işletenle sigorta sözleşmesinin devam ettirilip ettirilmeyeceği konusunda takdir hakkı sigortacıya bırakılmış olup, sigortacının durumun kendisine bildirilmesinden itibaren onbeş gün içinde sözleşmeyi feshedebilme imkânına sahip olduğu hükme bağlanmıştır. Zorunlu trafik sigorta sözleşmesinde, sigortacı ile önceki sigorta ettiren sıfatını taşıyan işleten ve aracı devir alan yeni işleten arasındaki bu iç ilişkiler, sigortalı aracın oluşturduğu riziko nedeniyle üçüncü kişilere zarar verilmesi halinde, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Zira KTK. nun 24. maddesi hükmüne göre, zorunlu trafik sigortası bulunmayan bir taşıtın trafik belgesi alması ve dolayısıyla trafiğe çıkması mümkün değildir.
Somut olayda da, davalı işleten, aracını KTK. nun 20. maddesine uygun şekilde noterce düzenlenen satış sözleşmesi ve araç üzerindeki zilyetliğin devri ile kaza tarihinden önce dava dışı Mehmet'e satmış ancak, bu durumu zorunlu trafik sigortacısına bildirmemiştir. O halde mahkemece, sigorta süresinin bittiği veya akdin yenilenmediği hususlarının üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği göz önünde bulundurularak, davalı sigortacının sorumluluğu cihetine gidilmek gerekirken, bu davalı hakkındaki davanın da, yazılı gerekçelerle reddedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy