(6762 S. K. m. 356, 366, 367)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18.12.2002 tarih ve 2002/383 - 2002/580 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davalı vekili, C. Holding A.Ş.'ne ait davalı şirketteki % 90 oranına karşılık gelen 4500 adet payın, müvekkilince 28.02.2001 tarihinde bedeli karşılığında alınıp, hisse bedelinin aynı gün ödendiğini, şirketin son genel kurul toplantısının 18.03.1999 tarihinde yapılıp, satış işleminin 28.02.2001 tarihinde vuku bulması nedeniyle, halen görevde bulunan yönetim kurulunun müvekkili şirketi temsilinin söz konusu olmadığı gibi, müvekkilinin istek ve daha da önemlisi çıkarlarına aykırı kararlar alınması ve bunların uygulamaya geçirilme ihtimalinin bulunduğunu, bunun üzerine davalı şirket yönetim kuruluna başvurularak olağanüstü genel kurul düzenlenmesi talebine olumlu cevap alınmadığını, bunun üzerine şirket murakıbına başvurularak olağan üstü genel kurulun toplanmasının talep edildiğini, murakıpça 15.11.2001 tarihinde olağan üstü genel kurulun yapılacağının karar altına alındığını, bu sürenin çok uzun sayılabilecek bir süre olup, geçen bu süre içerisinde yönetimde alınacak kararlarla, müvekkilinin zararına olma ihtimalinin çok yüksek bulunduğunu belirterek, öncelikle olağan üstü genel kurula kadar şirketin tedbiren kayyum tarafından yönetilmesine, daha önceki bir günde yeni yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesi gündemiyle genel kurul toplantısına izin verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirketin 10.09.2001 tarihli murakıp kararıyla, şirketin yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesi amacıyla 15.11.2001 tarihinde olağan üstü genel kurul toplantısının yapılmasına karar verilip, anılan kararın 13.09.2001 tarihli T.Ticaret Sicil Gazetesi ile 31.10.2001 tarihli Yenigün gazetesinde ilan olunduğu, ortada gerekli ilanları yapılmış bir olağanüstü genel kurul toplantısı kararı mevcutken, davacıların dava açmakta hukuki menfaatlerinin bulunmadığı, şirket murakıbının almış olduğu Olağan Üstü Genel Kurulun Toplanması Kararı karşısında, davacıların bu yönde bir dava hakkının T.T.K.'nu kapsamında bulunmadığını, davacının T.T.K.'nun 356/son maddesi uyarınca, dava açılabilmesi için gerekli olan teminatı yatırmadıklarını, şirkete kayyum atanmasını gerektirecek bir durumun da söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara nazaran, her ne kadar davalı vekilince davanın açıldığı tarih itibariyle davacının hukuki yararı bulunmadığından dava şartının olmadığı savunulmuş ise de, bu savunmanın yapıldığı ve cevap dilekçesinin verildiği 04.04.2002 tarihi itibariyle, davalı şirketin olağan üstü genel kurulunun yapılması kararının gerçekleşmediği, T.T.K'nun 366. maddesindeki şartlara sahip davacının mahkemeye müracaatında hakkı olduğu sonucuna varıldığı, davalı şirketin olağan üstü genel kurulunun belirlenen gündemde yapılmasına T.T.K.'nun 367.maddesi gereğince izin verilmesi ve şirkete kayyum tayinine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalı şirketin olağan üstü genel kurul toplantısının yapılmasına kadar kayyum olarak H. Arıkan'ın atanmasına, toplantının belirlenen gündemle yapılmasına, bu hususta kayyuma yetki ve izin verilmesine, kayyuma sonradan ücret takdirine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı şirket yeni yönetim kurulu üyelerinin belirlenmesi amacıyla, davalı şirket genel kurulunu olağanüstü toplantıya çağırma izni verilmesi ve genel kurula kadar tedbiren şirkete kayyum atanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, TK'nun 366.maddesindeki şartlara haiz olan davacının haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, TTK'nun 367.maddesinin son cümlesi uyarınca, mahkemeye müracaat halinde dahi aynı Yasa'nın 356/son maddesinin uygulanacağı belirtildiğine göre, davacının anılan Yasa hükmü uyarınca, maddede öngörülen miktardaki hisse senetlerini veya geçici il muhaberleri muteber bir bankaya rehin olarak tevdi yükümlülüğünün bulunup, bulunmadığı karar yerinde değerlendirilip, tartışılmadığı gibi, şirkete kayyum atanması koşullarının somut olayda gerçekleşip, gerçekleşmediği de değerlendirilmeden, gerekçe gösterilmeksizin bu istemin dahi kabulü doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy