(818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 7. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 6.6.2002 tarih ve 2001/623-2002/578 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin 10.09.2000 tarihinde davalı ile sözleşmede belirlenen bölgede emlakçilik faaliyeti yürütmek üzere bir "acentelik sözleşmesi" imzaladıklarını, bu sözleşme gereği acentelik bedeli olarak 5000 USD değerindeki hisse senedinin davalıya verildiğini, bu sözleşmenin hiçbir faaliyette bulunulmadan tarafların karşılıklı anlaşma ile 11.09.2000 tarihinde feshedildiğini, ancak davalının aldığı bedeli ödemediğini ileri sürerek 5000 USD'nin veya ödeme tarihindeki TL. karşılığının faiziyle birlikte davalıdan alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların müvekkiline 5000 USD değil, 144 adet Zorlu Enerji hissesi verdiklerini, aralarındaki anlaşmaya göre Beşevler acenteliği yeni müşteriye tevdii edilirken alınacak bedelden davacıların verdiği 144 adet hisse senedinin aynen teslim edileceği veya teslim anındaki karşılığının ödeneceğinin kararlaştırıldığını, acentelik henüz verilmediğinden müvekkili bakımından yükümlülüğün doğmadığını savunarak, davanın reddin istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Beşevler bölgesinde bir acentenin bulunabilmesi için geçecek sürenin 100 gün olarak kabul edilebileceği gerekçesiyle davanı kısmen kabulü ile 4.299.484.931 TL. nin dava tarihinden geçerli reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında yapılan isim hakkı sözleşmesinin feshinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Bilirkişi tarafından verilen ve mahkemece benimsenen raporda temerrüt faizi, fesih tarihine 100 gün eklemek suretiyle belirlenen 21.12.2000 tarihinden itibaren başlatılmıştır. Bu tarih ile dava tarihi arasında kalan süreye de faiz uygulanarak işlemiş faiz miktarı hesaplanmıştır. Ancak, davacılar tarafından davalıya noter kanalıyla gönderilen ihtarnamede isim hakkı sözleşmesinden doğan alacağın tebliğden itibaren 30 gün içinde ödenmesi istenilmiş, bu ihtar davalıya 13 Aralık 2000'de tebliğ edilmiştir. Bu tarihe 30 gün eklendiğinde davalı 13 Ocak 2001'de temerrüde düşmüş olmakla, davacılar tarafından davalıya çekilen ihtarname ile verilen süre göz önüne alınarak temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken, bilirkişi raporunda geçen ve davacıların verdiği süreden önce belirlenen temerrüt tarihine göre faiz hesabı doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Ayrıca, asıl alacak 2.880.000.000 TL. olmasına rağmen asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olan 4.299.484.931 TL. üzerinden dava tarihinden itibaren yeniden faize hükmedilmesi B.K.nun 104/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülmesi yasağına aykırı olduğundan, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy