(6762 S. K. m. 1264, 1282, 1295, 1297) (818 S. K. m. 101, 106)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Manisa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.10.2002 tarih ve 2000/26-2002/674 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı olduğunu aracın geçirdiği kaza sonucu hasarlandığını, rizikonun davalıya ihbar edilmesine rağmen, sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 781.315.345.TL. nin davalıdan faizi ile tahsilini talip etmiştir.
Davalı vekili, poliçenin 16.6.1998-1999 vadeli olup, primin 18.7.1998 tarihli kazadan sonra 30.9.1998 vadeli çek ile ödendiğini, çekin 1.10.1998 tarihinde tahsil edildiğini, 16.6.1998 tarihinde ise, kısmi ödeme yapmadığını, makbuzun ödeme karşılığı düzenlenmediğini, rizikodan sonra yapılan ödeme nedeniyle sorumluluğun başlamadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından davacının primi süresinde ve tamamen ödemediği gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalı vekili, davaya konu sigorta poliçesinin prim peşinatının kazadan önce yatırılmamış olduğunu, dolayısıyla sigorta teminatının başlamamış olduğunu savunmuş, davacı vekili de prim peşinatının kazadan önce 5.524.669.TL.sının, sonra da 1.10.1998 tarihinde ödendiğini savunmuştur.
Sigorta hukukunda ilke olarak, sigorta sözleşmesinin meydana gelmiş olması, sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Sigortacının sorumluluğunun başlayabilmesi için, TTK'nun 1282 ve 1295 nci maddeleri hükümlerine göre, primin veya ilk taksidin ödenmiş olması zorunludur. Davacı her ne kadar prim bedelinden 5.524.669.TL. sını kazadan önce ödediğini iddia etmiş ise de, bu durumu ispatlayamamıştır. Ne var ki, kaza 18.7.1998 tarihinde meydana gelmesine ve rizikonun davalıya ihbar edilmesinden sonra davalı sigorta şirketinin Ege Bölge Müdürlüğünün dosyada bulunan tarihsiz yazısından da anlaşılacağı üzere, 30.7.1998 tarihinde, 30.9.1998 vadeli çek alınıp, 1.10.1998 tarihinde de tahsil edilmiştir. Dosyada bu çek bedelinin davacıya iade edildiği de savunulmamıştır.
Anayasa Mahkemesi'nce TTK'nun 537 sayılı KHK ile değiştirilen 1297/2 nci maddesi hükmü iptal edildiğine ve Dairemiz'in yerleşmiş uygulamasına göre, bu durumda TTK'nun 1264/1 nci maddesi hükmüne göre, bu kitapta (Sigorta Hukuku) hüküm bulunmadıkça, sigorta sözleşmeleri hakkında Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alındığına göre, aynı konuyu düzenleyen BK'nun 101. ve onu izleyen maddelerdeki temerrüt ve fesih hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu durum karşısında anılan KHK. nin 1297/2 nci maddesi hükmü yerine BK'nun 101. ve 106 ncı maddelerindeki hükümlerin uygulanması gerekecektir. Bu itibarla, davalı tarafından sigorta sözleşmesinin sona erdiği yönünde ihtar çekilmediği gibi, davacı tarafından gecikme ile de olsa prim çek ile ödenip, davalı tarafından tahsil edildiğine göre, davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy