(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 1292, 1299) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 25.02.2003 tarih ve 2002/535-2003/63 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirket nezdinde kasko sigortalı olduğu dönemde meydana gelen kaza sonucu hasara uğradığını, eksperce belirlenen hasar bedelinin ödenmemesi nedeniyle girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemiz' e ait 11.02.2002 tarihli ilama dayanılarak, poliçenin dain ve mürtehini olan Vakıfbank Batman Şubesi tarafından davacının ibra edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren %10 faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bend kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta tazminatının nasıl hesaplanması gerektiği genel şartlarda ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Bu hükümlerdeki ilkelere göre, sigorta konusu menfaatin rizikonun gerçekleşmesi anındaki gerçek tazmin değeri esas alınır. O halde mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle gerçek zararın saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- TTK.nun 1299/1 nci maddesi uyarınca mal sigortalarına sigorta bedelini ödeme borcu, rizikonun gerçekleştiğini sigortacıya ihbar borcunun aynı Yasa'nın 1292. maddesine göre doğduğu tarihte muaccel olun ve BK.nun 101/2. maddesi uyarınca ihbar olunan günün bitimi ile sigortacı temerrüde düşer. Dava dosyasının incelenmesinde davacının, davalıya 28.07.2000 tarihli ihtarname keşide ettiği ve bir hafta önel verdiği, ancak bu ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihinin araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, anılan ihtarname de değerlendirilmek suretiyle temerrüt tarihinin tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamıştır.
4- Bu tür sigortalarda, rizikonun gerçekleşmesi halinde, sigorta poliçesinde gösterilen sigorta bedeli değil, sigorta ettirenin uğradığı gerçek zararın tazmini gerekir. Diğer bir değişle, bu tür sigorta bedelinin ödenmesinde, BK.nun tazminat hükümleri değerlendirilerek, tazminat miktarı belirlenir. Bu sebeple, bu tür alacaklar, yasanın aradığı likid niteliği taşımadığından, mahkemece itirazın iptaline karar verildiği halde icra inkar tazminatına hüküm kurulmaması gerekir. Bu durum karşısında, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı ekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı sigortacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy