(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 99)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Afyon Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen tarih ve sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının, T.T.K.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK. nun 1301 nci maddesi uyarınca açılmış bulunan, sigortacının sigortalısına ödediği bedelin zarara sebebiyet veren üçüncü şahıstan halefiyet yoluyla rücuan tahsiline ilişkindir. TTK. nun 1301 nci maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere sigortacının, sigorta ettirene halef olabilmesi için öncelikle gerçekleşen riziko bedelini sigortalısına ödemesi gerekmektedir. Bu nedenle sigortacının, 3 ncü şahsa rücu edebilme tarihi, sigorta ettirene ödeme yaptığı tarihtir. Bu davada ise, davacın 12.11.1999 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle sigortalısına 19.12.1999 tarihinde ödemede bulunmuştur. Mahkemece davalı malik ve sürücü yönünden 19.12.1999 ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeye aykırı olarak dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru görülmediği gibi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 12 nci ve 2918 sayılı yasanın 99 ncu maddesinde sigortacının, kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp, belgenin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapacağı hükme bağlanmıştır. Diğer bir deyişle, davalı sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü ancak bu tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde muaccel hale gelmektedir. Dosya kapsamından, davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce başvurulduğu görülmekle birlikte, bunun davalı sigortacıya tebliğ edilip, edilmediği anlaşılmamaktadır. Mahkemece, davacıya davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce bir başvurusu olup olmadığı davacı taraftan sorulmak, tebliğ belgesi getirtilmek ve başvurusu olmadığı takdirde, bu davalı yönünden temerrüt faizine ancak bu durumda dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, bu hususta yeterli araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy