(6762 S. K. m. 1279)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Siirt Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.01.2003 tarih ve 2002/104 - 2003/21 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.01.2004 günde taraf avukatlar tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan 7.976.000.000.-TL zararının davalı yanca ödenmediğini ileri sürerek, bu miktarın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, aracın poliçe tanziminden 6 gün önce başka bir yerde kaza yaparak hasarlandığını ve poliçenin hasar gizlenerek düzenlettirildiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının aracının poliçe tanziminden sonra kaza yapması sonucu 6.656.814.000.-TL zarar oluştuğu gerekçesiyle bu miktara dava tarihinden itibaren yasal faizi yürütülmek üzere kısmen kabul kararı verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesin dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigorta şirketi, aracın sigorta poliçesi düzenlenmeden kısa bir süre önce kaza yaparak ağır hasar gördüğünü, poliçenin araç görülmeden düzenlettirildiğini savunmuştur.
Gerçekten de dosyaya ibraz edilen 21.11.2001 tarihli kaza tutanağına göre davacıların aracı Sivas/Gürün'de şarampole yuvarlanmak suretiyle hasar görmüş olup, tutanaktan aracın zararı 4.000.000.000.-TL olarak gösterilmiştir. Sigorta poliçesi ise 27.11.2001 tarihinde düzenlenmiştir.
TTK. nun 1279 ncu maddesine göre, sigorta sözleşmesinin yapıldığı sırada sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimse, rizikonun gerekleşmiş olduğunu bilmekte iseler sigorta sözleşmesi hükümsüzdür.
Somut olayda, sigorta sözleşmesinin düzenlendiği tarihten 6 gün önce araç kaza geçirmiş ve hasarlanmıştır. Söz konusu hasar giderilmeden yapılan poliçe geçersizdir. Her ne kadar dava konusu edilen zarar poliçe tanziminden sonraki tarihli kaza ile ilgili ise de, poliçenin baştan itibaren hükümsüzlüğü sözkonusu ise bu zarardan da sigortacının sorumlu tutulması mümkün değildir.
O halde mahkemece yapılacak iş, 21.11.2001 tarihli kazadan sonra ve poliçe tanziminden önce davacının aracının tamir ettirdiğine ilişkin delilleri istenip sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy