(Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1, 6-2) (556 S. KHK. m. 7, 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.11.2002 tarih ve 1999/238-2002/688 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılından beri kullandığı ve 7.4.1995 tarihinde belli ürünler için tescil ettirdiği NATURLAND markasının aynısını davalının 7.4.1997 tarihinde tescil ettirerek çeşitli ürünlerde kullanmaya başladığını, davalının müvekkilinin Türkiye'de ve Avrupa'da tanıttığı bu markadan yararlanmak, haksız kazanç sağlamak amacı güttüğünü, 556 sayılı KHK.nin 7/1,8/4, Paris Sözleşmesi'nin 6 ncı maddesi 1 nci mükerrer ve 2. mükerrer madde hükümleri uyarınca bu markanın kullanma ve tescil hakkının müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, markanın müvekkili adına tesciline, davalı adına yapılan tescilin iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı markasının tanınmış marka olmasa da tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka niteliği taşıdığı, taraf markalarının farklı sınıflar için tescilli olduğu, markası sonradan tescilli davalının davacı markasından haksız yarar sağlayacağı, 556 sayılı KHK.nin 8/4 ncü madde hükmü koşullarının davacı lehine oluştuğu, bilirkişi raporunda sadece tanınmış marka bakımından görüş bildirildiği için itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalının tescilli markasının iptali ile sicilden terkini istemine ilişkindir.
Bu dava sonunda verilecek terkin hükmünü uygulayacak makam, Türk Patent Enstitüsü olup, kamu adına hareket eden bu kuruluşa savunma hakkı verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Bu kuruluşun yer almadığı bir davada alınan ilam ile bu kuruluşun ifaya zorlanması doğru olamaz.
Bu itibarla, TPE aleyhine dava açması için davacı tarafa süre verilmesi, açtığında o davanın işbu dava ile birleştirilmesi, TPE.nün savunma ve varsa delilerinin tartışılması, değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönün dikkate alınmaması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- 556 sayılı KHK.nin mutlak red nedenlerinden olan 7 nci madde, birinci fıkra (1) bendi hükmünde yer alan tanınmış markaya ve nisbi red nedenlerine ilişkin 8 nci maddenin 4 ncü fıkra hükmündeki tanımışlık düzenine ulaşmış markaya sahip olduğu iddiasıyla davacı bu davayı açmıştır.
Mahkemece, konu uzmanlığı gerektirdiği için bilirkişi incelemesine gerek görülmüş olup, bilirkişi kurulu 5.6.2000 tarihli raporunda davacının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka kriterlerini taşımadığı sonucuna varılmış, yeni deliller ibrazı halinde tekrar değerlendirilebileceği bildirilmiştir. Bunun üzerine davacı taraf tanıtım ile ilgili bir takım deliller sunmuş, mahkemece 21.02.2001 tarihli oturumda ek rapor istenilmesine karar verilmiş, aynı bilirkişi kurulu ek raporunda, davacının ne tanınmış marka ne de tanımışlık düzeyine ulaşmış marka koşullarını taşımadığı sonucuna varılmış, mahkemece, ek rapora itibar edilmeyerek, davacı markasının aynı KHK.nin 8/4 ncü madde koşullarını taşıdığı ve davalının böyle bir markadan haksız yararlandığı sonucuna varılmış ve dava kabul edilmiştir. Oysa, mahkemece, başlangıçta rapor ve ek rapora ihtiyaç duyulduğuna ve bu raporlara itibar edilmediğine göre, yeni bir uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, alınacak raporun değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bilirkişi incelemesine sonradan gerek görülmeyerek bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın kabul şekli bakımından bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy