(556 S. KHK. m. 8, 42)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Rize Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.11.2003 tarih ve 2002/353 - 2003/88 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin isim, renk ve dizayn olarak tescil ettirme bulunduğu Ç. Çay Çiçeği markasını uzun süreden beri kullandığını, davalının, müvekkiline ait markayla iltibas yaratacak şekilde Ö. Çay Çiçeği markasını tescil ettirip kullanmaya başladığını, ayrıt edici ve yenilik özelliği taşımadığını iddia ederek, davalıya verilen tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Ç. Çiçeği ibaresinin marka olarak kullanılamayacağını, ürünün cinsini ifade ettiğini, hiçbir kimsenin tekelinde olamayacağını, müvekkili markasının K. Çay olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflara ait markalar arasında benzerlik bulunmadığı, tüketiciyi yanıltacak bir durumun olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, benzerlik nedeniyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı adına kayıtlı Ç. Çay Çiçeği markası 30.03.1994 tarihinde, davalıya ait Ö. Çay Çiçeği markası ise, 25.07.2000 tarihinde tescil edilmiştir. Her iki markada ortak unsur, Ç. Çiçeği ibaresidir. Çay çiçeği, çay bitkisinin cinsine, sınıfına yönelik bir kavram değildir. Davacının, piyasaya sunduğu cay ürünün kalitesine yönelik olarak kullandığı, piyasada tanınmış hale getirdiği ve tescil ettirdiği markasının esaslı unsurudur. Davalı yanını, aynı ibareyi piyasaya sunduğu çay ürünlerinde kullandığı ve marka olarak tescil ettirdiği de sabittir. O halde, davalının markasının davacıya ait markayla iltibasa neden olacak derecede benzediği nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy