(6762 S. K. m. 52, 54) (556 S. KHK. m. 6)
Dava: Mahkemesi'nce verilen 12.07.2002 tarih ve 1998/1219 - 2002/1002 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili , asıl ve birleştirilen davalarında, müvekkilinin mobilya sektöründe faaliyet gösterdiğini, "Seray" markasını 1986 yılından beri ürünlerinde, 1990 yılından bu yana da aynı zamanda ticaret ünvanında kullandığını, davalının da aynı alanda faaliyet gösterdiğini, "Seray" ibaresini ticaret ünvanın da ve tanıtıma yönelik evraklarında kullanarak haksız rekabette bulunduğunu, aleyhlerine yapılan tespit sonrasında "Seray" markasını tescil için başvurduğunu öğrendiklerini, henüz marka tescil numarası almadığını, iltibasa neden olduğunu iddia ederek, davalının haksız rekabet yaptığının tespit ve men'ine, "Seray" kelimesinin önlenmesine, davalıya ait "Seray" markasının iptaline, iltibasa neden basılı evrak ve reklam vasıtalarının müsaderesine, hüküm özetinin ilanına ve 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddiaların yersiz olduğunu, haksız rekabetin hiçbir unsurunun bulunmadığını, markanın her türlü yasal prosedür tamamlanarak tescil edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, davalının haksız rekabet yaptığının tespitine, haksız rekabetin men'ine, davalının ticaret ünvanından "Seray" kelimesinin çıkartılmasına, 1998/002260 numaralı davalıya ait "Seray" markasının iptaline, davalıya ait basılı evrak vs. müsaderesine, 1.000.000.000.-TL manevi tazinatın davalıdan alınıp, davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, ticaret unvanının terkini, haksız rekabetin tespit ve men'i ve manevi tazminat, birleşen dava ise, iltibas nedeniyle markanın iptali ve tecavüzün önlenmesi istemlerine ilişkindir.
TTK.nun 52 nci maddesi uyarınca, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı, münhasıran sahibine aittir. Aynı yasanın 54 ncü maddesi ise, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimsenin, bunun men'ini, tescilli unvanın değiştirilmesi veya silinmesini, varsa zararının tazminini ve hükmün gazetede yayınlanmasını isteyebileceğini öngörmektedir. Ticaret unvanının korunmasında tescilli unvanın varlığı ve önceliği yeterlidir. Usulen tescil ve ilan edilen ticaret unvanı, terkin edilinceye kadar koruma altında olup, sahibine kullanma hakkı bahşeder.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6 ncı maddesi hükmüne göre de, tescilli marka tescilli olduğu sürece koruma altında olup, terkin ve iptal edilinceye kadar tescil edilmiş şekilde kullanılmasında bir usulsüzlükten bahsedilemez.
Uyuşmazlık konusu olayda davacıya ait "Seray Yataklı Kanepe Ticaret A.Ş." unvanı 03.01.1990 tarihinde, davalıya ait "Seray Ahşap Dekarasyon Ticaret ve Sanayi Ltd.Şti." unvanı ise, 22.07.1994 tarihinde tescil edilmiştir. Davacıya ait "Seray" markası 1986 yılından, davalıya ait "seray" markası da 1998 tarihinden itibaren tescilli olarak kullanılmaktadır. Davalı adına tescil edilen marka başvurusuna davacı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı nezdinde itiraz etmiş ise de, itiraz süresinde yapılmadığından bahisle reddedilmiştir. Davacı ile davalının faaliyet alanları aynı olup, davacının yurt çapına yayılmış bayileri dahil olmak üzere "Seray" markasını uzun zamandan beri kullandığı, tanınmış hale getirdiği, "Seray" ibaresinin tarafların ticaret unvanlarının çekirdek unsuru olduğu, davacının kullanmada öncelik hakkı bulunduğu, davalının markasının iltibasa neden olduğu açıktır. Ancak, davalı gerek ticaret unvanını gerekse markasını tescilli olarak kullanmaktadır. Dolayısıyla tescilli ticaret unvanı ve markanın sicillerden terkin edilmeleri anına kadar kullanmalarında her hangi bir usulsüzlük bulunmadığından bu dönem içinde unvana ve markaya tecavüz iddiası ve bu iddiaya dayalı tazminat taleplerinin ileri sürülmesi doğru değildir. O halde, mahkemece, sadece davalıya ait unvandan "Seray" ibaresinin sicilden silinmesi ve markasının iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy