(6762 S. K. m. 1294, 707)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.09.2002 tarih ve 2000/1071-2002/842 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı araçların, geçirdiği trafik kazalarında uğradıkları hasar bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, toplam 1.143.242.500-TL. nın faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, prim ödenmediği için sigorta teminatının başlamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının prim borçlarına karşılık verdiğini iddia ettiği çek'in davacının diğer araçlarının sigorta borcuna mukabil alındığı, davaya konu araçların sigorta primlerinin ödenmemiş olduğu, poliçelerin kendiliğinden fesholduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen dört adet kasko sigorta poliçesinde primlerin peşin olarak ödenmesinin kararlaştırılmış olup davacı şirket 26.11.1999 tarihli tediye makbuzu ile 30.12.1999 vadeli çek vermek suretiyle primlerin ödenmiş olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlık peşinat karşılığı çek verilmiş olup olmadığı, dolayısıyla poliçe teminatının başlayıp başlamadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı vekili tediye makbuzuna konu çek ile ödenen miktarın davaya konu dört adet araç için düzenlenen poliçeleri kapsamadığını savunmuş ise de, çek ile davalı sigorta şirketine bir ödeme yapılmış olmasının sabit bulunmasına ve bu ödemenin bir başka ilişkiye dayalı olduğu konusunda ispat yükümlülüğünün davalı sigorta şirketine ait olmasına rağmen yerine getirilmemiş bulunmasına ve çekle yapılan ödemelerin başka poliçelere ilişkin olduğuna dair sunulan listenin tek taraflı olarak düzenlenmiş olup, davacıyı bağlamasının mümkün bulunmamasına göre davalı sigorta şirketin bu savunmasına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir.
T.T.K.nun 1294/2.maddesine göre sigorta priminin para olarak ödeneceği ve senet verilmesi halinde senet bedelinin tahsil edildiği tarihte ödeme yapılmış sayılacağı hükme bağlanmış olmasına rağmen somut olayda ödemenin çek ile yapılmış olmasına göre, aynı kanunun çek ile ödemelere ilişkin düzenlemelerinin dikkate alınması gerekmektedir. T.T.K.nun 707. maddesine göre, çek görüldüğünde ödenir ve keşide günü olarak gösterilen günden önce ödenmek üzere ibraz edilen çekin ibraz günü ödenmesi gerekmektedir. O halde anılan madde hükmü uyarınca ileri vade konulan çekin keşide edilmesinden sonra her zaman ibrazının mümkün bulunmasına ve somut olayda poliçe primini çek ile kabul eden sigorta şirketinin çekteki vade gününü beklemeden bankaya ibraz ederek alacağını tahsil edebilmesi ve ibraz tarihinde karşılığı bulunmaması halinde, gerekli prosedürü tamamlayarak sigorta poliçesinin feshi yoluna gidebilmesi mümkündür. Bu yolu tercih etmeyerek çekte belirlenen vadeyi bekleyen sigorta şirketinin teminatı başlamış olan sigorta poliçesinin sonuçlarına katlanması gerekmektedir. O halde mahkemece yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda inceleme yapılarak tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy