(818 S. K. m. 15) (506 S. K. m. 79)
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.03.2003 tarih ve 1998/853-2003/187 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten soma işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili davalı bankanın Gaziantep Merkez Şubesi'ne 37.069 Hollanda Florini yatırarak 26.07.1991 günü 1 yıl vadeli hesap açtırdığını, vade günü parasını almak istediğinde, 4.9.1991 günü birinin gelip parayı çektiğini öğrendiğini, yaptığı şikayet üzerine banka görevlilerinden üçü hakkında açılan kamu davası sonunda mahkumiyet kararı verildiğini, 16.07.1998 tarihli Adli Tıp raporu ile paranın müvekkilince değil, sanıklarca çekildiğinin bildirilmesi ile olayın faillerinin öğrenilmesi üzerine işveren sıfatı nedeniyle davalı banka hakkında işbu hukuk davasının açıldığını ileri sürerek, yatırılan meblağın tahsile kadar geçen süre için en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsiline talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına göre, 10 yıllık ceza zamanaşımının sanıkları çalıştıran davalı hakkında da uygulanması gerektiği, davanın bu süre içinde açıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mevduat sözleşmesinden doğan alacak istemine ilişkindir.
Mevduat sözleşmesi, ağırlıklı olarak esas itibariyle belli oranda faiz elde etme amacına yöneldiği için ödünç sözleşmesine daha çok yaklaşan, ancak güvenilir bir kurumda parayı muhafaza etme düşüncesi ile vedia sözleşmesini hatırlatan kendine özgü bir sözleşme tipidir. Mevduata uygulanacak hükümler, ancak kıyas yolu ile ve niteliği uygun düştüğü ölçüde ödünç sözleşmesi hükümleri ve istisnai hallerde vedia sözleşmesi hükümleri olacaktır.
Bu sözleşme tipinin açıklanan özelliği nedeniyle, bu dava, B.K.nun 15. madde hükmünde yazılı 10 yıllık genel zaman aşımı süresine tabi olup, esasen dava tarihinde yürürlükte olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nun 36ncı madde hükmündeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin bu davaya süre bakımından kıyasen uygulanması da mümkündür. Dava, 10 yıllık zamanaşımı süresinde açılmıştır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan bu gerekçe ile davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı sonucuna varılması gerekirken, aynı sonuca esasen üzerinde durmaya dahi gerek kalmayan uzamış (ceza) zamanaşımına ilişkin yazılı gerekçe ile varılması isabetsiz ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün, değişik bu gerekçe ile onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün değişik gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 311.596.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy