(6762 S. K. m. 52) (556 S. KHK m. 6, 8/b)
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.04.2003 tarih ve 2002/308 - 2003/124 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tescil ettirdiği "SÜER+şekil" markasındaki "SÜER" ibaresini unvanında da kullandığını, davalı şirketin de unvanında ve tanıtım vasıtalarında "SUER" ibaresini kullanarak müvekkilinin unvanına ve markasına tecavüz ettiğini, sigortacılığın her iki şirketin ortak faaliyet konusunu oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin ve davalının elde ettiği ve elde etmesi mümkün olan menfaatlerinin tespitine, marka hakkına tecavüzün önlenmesine, davalının ticaret unvanında yer alan "SUER" kelimesinin ticaret sicilinden silinmesine, tanıtım vasıtalarında kullanımının yasaklanmasına, varsa davalının markasına ait sicil kaydının silinmesine, hüküm ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davalıya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davalının unvanında yer alan "SUER" ibaresinin, davacının tescilli markası "SÜER" ile iltibas yarattığı, davalının tanıtım vasıtalarında da bu ibareyi aynı yazı karakteri ile kullandığı, davalının tescilli markasının bulunmadığı, maddi tazminat isteminin atiye bırakıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, esas itibariyle davacı şirketin unvan ve markasına davalı şirketin vaki tecavüzünün önlenmesi, ibarenin davalı unvanından terkini istemlerine ilişkindir.
Davalı şirketin unvanı 09.12.1993 tarihinde ticaret siciline tescilli olup, davacı şirket unvanının tescil tarihinin sicilden sorulmasına 21.11.2002 tarihli oturumda mahkemece karar verildiği halde bu ara kararın gereği yerine getirilmemiş ise de, dosyada mevcut ticaret sicil gazetesi fotokopisinden davacı şirketin daha sonra tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Davacının markası 14.08.2000 tarihinde tescil edilmiş olup, davalının tescilli bir markası bulunmamaktadır.
Davalı unvanı davacı unvanından önce tescilli olduğuna göre, TTK.nun 52 nci maddesi hükmü uyarınca unvanını münhasıran kullanma hakkını haiz olan tarafın davalı şirket olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8/5 nci fıkra hükmüne göre, önce tescilli unvan sahibinin itirazı üzerine marka tescil başvurusu reddedilir. Davacı şirketin marka tescil başvurusunun ilanı üzerine davalı taraf itiraz etmemiş ve sonradan da hükümsüzlük davası açtığını temyiz dilekçesinde ileri sürmemiş ise de, önce tescilli unvan ile sonra tescilli marka kullanımının birbirine üstünlüğü ve önceliği bulunmadığının, diğer anlatımla davalının yasal öncelik hakkına dayanarak unvanını kullandığının ve mutlaka davacı aleyhine marka iptal davası açmak zorunda olmadığının kabulü gerekir. Aksi halde, davalı unvanını yasal olarak koruması başka bir yasa hükmü ile engellenmiş olacaktır. Davacı markasının korunması aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 6 ncı maddesi hükmü uyarınca, tescil ile elde edilmesine karşın, davalı unvanının korunması da TTK.nun 52 nci maddesi hükmü uyarınca ticaret siciline önce tescil ile başlar. Her iki madde hükmü ile başlayan korumanın, her iki taraf için de iyiniyet hükümleri çerçevesinde devam etmesi gerektiğinin kabulü gerekir. Bu madde hükümleri bahane edilerek, bu hakkın kötüye kullanılmasının da hukuken himaye görmeyeceği açıktır.
Davalının aynı puntolarla "SUER" ibaresini kartvizite basması dışında bir eylemi saptanamadığına göre, davalının kötü niyetli davrandığının kabulü için yeterli delil bulunmadığının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy