(6762 S. K. m. 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2003 tarih ve 2001/560 - 2003/163 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.01.2004 günde davacı avukatı Rıza Öztekin ile davalı avukatı Erdoğan Gökçe gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait konutun davalı sigorta şirketi nezdinde deprem klozlu konut poliçesi ile sigortalı olduğunu, 17.08.1999 tarihinde meydana gelen depremde oturulmayacak derecede hasarlandığını, davalı sigorta şirketinin 300.000.000.-TL ödemeyi öngördüğünü, bu miktarı kabul etmediklerini, yıkım maliyetinin 13.500.000.000.-TL olduğunu, poliçenin %70 enflasyon klozu içerdiğini ileri sürerek, 15.000.000.000.-TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçede sigortalı, dain ve mürtehin olarak TEB Eskişehir Şubesi'nin yazılı olduğunu, bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, dava konusu taşınmazın yıkımı gerekip gerekmediğinin İdare Mahkemesi'ndeki davaya konu edildiğini, davacı hesabına uğradığı zarar miktarı olan 341.000.000.-TL'nin yatırıldığını, müvekkilinin bir borcu kalmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlara göre, davacının konutunu davalı sigorta şirketine sigorta ettirdiğinden husumet itirazının yerinde olmadığı, taşınmaz hakkında Eskişehir İdare Mahkemesi'ne dava açıldığı, söz konusu davada yürütmenin durdurulması kararı verildiği, Belediyeden yıkım ruhsatı alındığı, öncelikle, binanın yıkılması nedeniyle rizikonun gerçekleştiği, bu nedenle İdare Mahkemesi'ndeki dava sonucunun beklenmesine gerek duyulmadığı, ekspertiz raporuna göre, ekspertiz tarihinde binanın değerinin 12.600.000.000.-TL olarak belirlendiği ve buna itibar edildiği gerekçesiyle, 12.600.000.000.-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı sigortacının kısmi ödeme yapmış olmakla rizikonun teminat dahilinde bulunduğunu kabul etmiş sayılması gerekmesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davaya konu sigorta poliçesinde sigorta ettirenin davacı olduğu ve sigortalının dain ve mürtehin sıfatıyla TEB Eskişehir Şubesi olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda dava hakkı öncelikle dain ve mürtehine ait olup, onun muvafakatı alınmadan davacının aktif dava ehliyeti bulunduğunun kabul edilmeyeceği kuşkusuzdur. O halde, öncelikle mahkemece, dava dışı bankanın davacının davayı takibine muvafakatı olup olmadığının sorulması ve bu husus çözüme kavuştuktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, poliçenin ön yüzünde poliçenin teminatı kapsamlarına ilişkin özel ve genel şartlar ile klozların ekte olduğu belirtilmiş olup, poliçenin 2 No'lu ayrılmaz ekinde, Deprem ve Yanardağ Püskürmesi Teminatına Ait Müşterek Sigorta ve Muafiyet Uygulaması başlığı altında Deprem ve Yanardağ Püskürmesi Sigortası %100 sigorta bedelinin %20'sinin sigortalı üzerinde kalması sureti ile her bir hasarda bilimum bina ve muhteviyat sigorta bedelleri sigortacının sorumlu olduğu kısım üzerinden %5'i oranında tenzili muafiyet uygulanacaktır hükmü bulunmasına karşın, davacının isteyebileceği tazminat miktarı hesaplanırken bu hükmün dikkate alınmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, poliçe genel ve özel şartları dikkate alınarak, sigorta konusunda uzman bir bilirkişi aracılığı ile davacının isteyebileceği tazminatın hesaplanması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken, bu hükümler dikkate alınmadan yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi de isabetli değildir.
4- Ayrıca, davalının, davacının banka hesabına dava konusu riziko ile ilgili olarak yatırdığı miktarın da, tazminat miktarından düşülmesi gereğinin düşünülmemesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte yazılı nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy